Kedilerde normal doğum ve planlı sezaryen sonrası uterus involüsyon sürecinin ultrasonografi ile izlenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Doğum Ve Jinekoloji (Veteriner) Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ECE GÖGKIYAS

Danışman: Serhan Serhat Ay

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Uterus involüsyonu uterusun gebelik öncesi durumuna döndüğü; endometriyal rejenerasyonun, bakteriyel kontaminasyonun eliminasyonu ve düz kas kütlesinde azalmanın şekillendiği fizyolojik bir süreçtir. Kedilerde üç haftaya kadar süren kokusuz, kırmızı-siyah renkte loşya akıntısı ile karakterizedir. Normal bir süreçte kedinin genel durumu bozulmaz ancak bakteriyel kontaminasyon şekillenmesi sonucunda ateş, depresyon, iştahsızlık ile başlayan septik şok hatta ölüm ile sonuçlanan belirtileri görülebilir. Bu nedenle involüsyon sürecinin ultrasonografi ile takip edilmesi sorunların erken belirlenerek önlem alınmasını sağlar. Kedilerin normal postpartum sürecine ilişkin literatür sınırlıdır. Uterus involüsyonunun normal ultrasonografik görünümünün bilinmesi, doğum sonrası sürecin yönetiminde yararlı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, kedilerde normal doğum ve planlı sezaryen sonrasında şekillenen uterus involüsyonunun gerçek zamanlı ultrasonografi ile tanımlanmasıdır. Çalışmada farklı ırklardan, sağlıklı 15 kedi iki grupta değerlendirildi: GND (n=8) normal doğum yapan, GPS (n=7) planlı sezaryen yapılan kedilerden oluşturuldu. Çalışmaya doğum sürecini yönetemeyeceğini düşünen hasta sahiplerinin doğumun kontrolümüz altında gerçekleşmesi için hayvan hastanesine getirdiği ve doğumlarını yardımsız tamamlayan kediler ile ırk yatkınlığı, pelvik darlık gibi nedenlere bağlı güç doğum olasılığı yüksek olan ve sahipleri tarafından planlı sezaryen istenen kediler dahil edildi. Hayvanlara uterus involüsyonunu etkileyecek ilaç uygulaması yapılmadı. Sezaryen operasyonu tüm hayvanlarda aynı kişiler tarafından yapıldı ve tüm yavrular korpus uteriye yapılan tek insizyondan çıkartıldı. Ultrasonografik uterus ölçümleri sırtüstü pozisyonda abdomenden yapıldı. GND'de son yavru çıkar çıkmaz, GPS'de ise ekstübasyon yapılır yapılmaz başlandı (0. saat), ilk 48 saat içinde 6 saat aralıklarla yapılan ölçümler 7. güne kadar günde bir defa, daha sonra 28. güne kadar ise haftada bir defa yapıldı. Her iki kornu uteride hiperekoik görüntü veren seroza katmanları arasından transversal kesitte dört farklı plasentasyon alanını ve serviksin transversal kesitini içerecek şekilde ölçümleri yapıldı. Dört faklı plasentasyon alanının ortalaması alınarak hesaplamada kullanıldı. Grupların ortalama korpus uteri çapları değerlendirildiğinde 0. saatte GND'de (20,61 ± 3,3 mm) GPS'de (17,97 ± 1,56 mm) istatistiksel önem belirlenemezken (p > 0,05) 42. ve 48. saatler ile 3. ve 4. günlerde GND grubuna ait ortalama değerlerin GPS grubuna göre önemli oranda düşük olduğu belirlendi (sırasıyla p = 0,023; p = 0,003; p = 0,037 ve p = 0,001). Buna karşılık serviks ölçümlerinin karşılaştırılmasında ise GND grubu değerlerinin tüm ölçüm periyodu boyunca GPS değerlerinden önemli oranda yüksek seyrettiği görüldü (p = 0,000 ile p = 0,0026 arasında). Sonuçlar değerlendirildiğinde her iki grupta 0. günden 28. güne kadar uterus çapının kademeli ve birbirine paralel olarak azaldığı, GND grubunda 2-4. günler arasında bir hızlanma olduğu belirlendi. Serviks çapındaki farkın ise GPS'de serviksin tam olarak açılmasına fırsat verilmeden sezaryen yapılmasından kaynaklandığı görüldü. Sonuç olarak, kedilerde postpartum involüsyon sürecinin ultrasonografi ile 28. güne kadar güvenle takip edilebildiği; sezaryen operasyonunun uterus involüsyonu üzerine normal doğum ile karşılaştırıldığında klinik açıdan herhangi bir geciktirici veya olumsuz etki yapmadığı belirlendi.