Toplumdilbilim Araştırmaları II (Kuramsal ve Uygulamalı Yaklaşımlar)


Kızıltan N., Boysan H. C.

Çizgi Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2024

  • Yayın Türü: Kitap / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2024
  • Yayınevi: Çizgi Kitabevi Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu araştırma, Birleşmiş Milletler Kadın Küresel İyi Niyet Elçisi ve sanatçı Emma Watson'ın 2014 yılında New York'taki HeForShe kampanyası sırasında cinsiyet eşitliği üzerine yaptığı 12 dakikalık konuşmasında incelik ilkelerini nasıl kullandığını çözümlemektir. Toplumsal cinsiyet dayanışması, kendileri için yardım isteyen kişilerin sosyal damgalanmasının azalması ve olumlu tutumları ile ilişkilidir (Shea vd., 2017). Watson'ın ufuk açıcı bu konuşması toplumsal cinsiyet dayanışmasının özünü yansıttığı ve konuşmasının toplumsal iletişimde inceliğin önemini çözümlemek için seçilmiştir. Bu araştırma, Emma Watson'ın konuşmasında incelik ilkelerini kullanmasının, BM'nin HeForShe kampanyasının sosyal dil yeterliliği kapsamındaki biçimsel bağlamı ve birleştirici politikası ile uyumlu olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, toplumsal iletişimde inceliğin önemi vurgulanmaya çalışılmaktadır. Metin çözümlemeleri, incelik ilkelerine uygun olarak yapılmıştır. (Leech, 2014). İnceliğin yedi türünden toplam 49 anlatım biçimine rastlanmıştır. İlkeler, konuşmadaki işlevlerine göre sınıflandırılmıştır. Bulgular, en sık kullanılan ilkelerin, sırasıyla eylemin aciliyetini ve dayanışmayı teşvik etmeyi vurgulayan incelik ve alçakgönüllülük özdeyişleri olduğunu ortaya koymuştur. Konuşmadaki üsluplar zarafet ilkesi çerçevesinde kullanıldığından, alçakgönüllülük ilkesinde birinci şahıs çoğul “biz” ve anlaşma ilkesinde üstle konuşmaya yönelik hitaplar kullanılmıştır; bu ilkeler sosyo-dilbilimsel bakış açısına ve BM bağlamına uygundur. Sonuçlar, Watson tarafından kullanılan incelik ilkelerinin yalnızca BM'nin resmi ortamıyla nispeten tutarlı olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, konuşmanın toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı olmasından kaynaklanabilir ve bu nedenle konuşmacı gayri resmi bir dili tercih etmiş olabilir.