18. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, Ankara, Türkiye, 24 - 26 Eylül 2025, ss.319, (Özet Bildiri)
Piketty’nin Eşitsizliğe Karşı Savaşının Serencamı
Thomas Piketty, 1997’de yazdığı Eşitsizlikler Ekonomisi’nde, cevabının politik konumlanışı belirlediğini öne sürerek bir soru sorar: Eşitsizliklerin azaltılmasında yeniden dağıtım, serbest piyasa işleyişi yanında vergiler ve mali transferlerle mi gerçekleştirilmeli yoksa eşitsizlik üretenin piyasanın kendisi olduğu kabul edilerek köklü bir değişim mi gerçekleştirilmeli? Piketty, kendi düşüncesini ikincisiyle açıklar; ona göre eşitsizliği azaltmanın yolu üretim sürecine müdahalede bulunarak kaynak tahsisini değiştirmektir. Ve bu bakımdan kendi yaklaşımını -eşitsizlikleri analiz etmede- Marx’a yakın bulur, eşitsizlik temelde emek-sermaye karşıtlığından doğmaktadır.
Eşitsizliklerin azaltılması ücretlerin artmasına, ücretlerin arttırılması ise sendikalaşma yoluyla işçilerin mücadele etmesine, müzakere gücüne bağlıdır. Fakat Piketty, emek sermaye ikamesinin mümkün olduğu durumda, ücret artışının sermaye ikamesiyle sonuçlanacağını ifade edecek ve başlangıçta öne sürdüğü, kendi tanımlamasıyla “sol” kavrayış ve çözümlemeden vazgeçerek eşitsizliği azaltmanın yolunu kârların vergilendirilmesinde bulacaktır. Bu kitap, Piketty’nin, incelemesine Marksist terminoloji ile başlayıp Neoklasik iktisadın kavramlarından hareketle çözüm bulmasının ilk örneğini oluşturur. 2013’te yayımlanan 21. Yüzyılda Kapital’de ise Piketty, kapitalizmin kendi haline bırakıldığında eşitsizlikleri arttırmak eğiliminde olduğu, tarihsel süreçte azalan eşitsizliklerin savaşlar ya da güçlendirilmiş bir sosyal devlet ile yeniden dağıtım uygulamaları gibi özel koşulları olduğu tespitinde bulunur.
Eşitsizliğin bu kendiliğinden artışını, sermayenin (servetin) getiri oranının ekonomik büyüme oranından büyük olması ile açıklayan Piketty, kapitalizmin değil, sıfırıncı yıldan başlattığı grafiklerinde gösterdiği üzere, tarihin her aşamasında geçerli olan, dolayısıyla büyümenin doğasından kaynaklanan, evrensel bir büyüme ve servet getirisi ilişkisinin dinamiğini yasalaştırmış olur. Bu yasanın işlemesine engel olabilecek yegâne kuvvet olarak da artan oranlı servet vergileriyle devleti çağırır. Piketty’nin eşitsizlik kavrayışında politik belirlenim dozunun yükseldiği 2019 tarihli Kapital ve İdeoloji, odağına tarih boyunca ideolojilerin evrimini alır. Piketty burada ideolojik ve politik alanın özerkliğinde ve belirleyiciliğinde ısrar eder. 21. Yüzyılda Kapital’in eşitsizliklerin yeniden dağıtım yoluyla azaltılmasına engel olan politik ve ideolojik etkenleri “bir karakutu gibi ele alması”nı büyük bir eksiklik olarak gösterir. Çağımızın eşitsizliklerindeki artışı, “hiper kapitalist ideoloji” ve “hipermeritokrasi” gibi ideolojilerle açıklar. Bu ideolojiler eşitsizliğin yetenek farkları nedeniyle ortaya çıktığına ve yüksek gelirlilerin bu geliri hak ettiklerine dair inancı güçlendirerek eşitsizliğe ilişkin sorgulamaların önüne geçer.
Bu çalışma, Piketty’nin Kapital ve İdeoloji’de doruğuna ulaşacak biçimde, eşitsizlikleri politik belirlenim çerçevesinde ele alışını Marx’ın “maddi yaşamın üretimi” vurgusunu temel alarak eleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede Piketty’nin gerçek “karakutu”sunun üretim alanı olduğu öne sürülecektir. Piketty, ekonomik alanın politik belirlenimi anlayışını güçlendirirken ekonomik ve ekonomi dışı alanların keskin ayrımını benimseyen Yeni Kurumsalcı İktisada yaklaşmaktadır.