Hekimlerin Üretrit/Vajinit Kliniği Olan Hastalarda Gonokokal/Non-Gonokokal İnfeksiyonlara Yönelik Tanı ve Tedavi Eğilimlerinin Değerlendirilmesi


Creative Commons License

Akgül F., Bilek H. C., Atalar S., Öztürk Çerik H., Tanyel E., Arslan Özel S., ...Daha Fazla

XXV. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Kongresi (KLİMİK 2025), Antalya, Türkiye, 24 - 27 Nisan 2025, ss.509-513, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.509-513
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş - Amaç

Üretrit ve vajinit kliniği ile hastaneye başvuran hastalarda en sık görülen etkenler Neisseria gonorrhoeae ve non-

gonokokal infeksiyon etkenleri olan; C.trachomati s, U.urealyti cum, M.genitalium’dur. Çalışmamız; Enfeksiyon

Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Kadın Doğum, Üroloji ve Deri ve Zührevi Hastalıkları kliniklerinde çalışan

hekimlerin, üretrit ve vajinit kliniği olan hastalarda gonokokal/non-gonokokal infeksiyonlara yönelik tanı ve tedavi

yaklaşımı değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Yöntem

Çalışmamız anket çalışması olup katı lımcılara demografi k yedi soru sorulduktan sonra 15 tane bilgi ve tutum sorusu

soruldu. Anket online olarak akıllı telefonlar üzerinden ve Google Forms programı kullanılarak yapıldı.

Bulgular

Çalışmaya 258’i (%62,6) kadın 412 uzman hekim katı ldı. Katı lımcıların 257’si (%62,4) enfeksiyon hastalıkları ve klinik

mikrobiyoloji uzmanıydı. Her gün üretrit ve/veya vajinit hastası görenlerin oranı %31 iken haft ada birkaç gün bu hastaları

takip edenlerin oranı %42 idi. Katı lımcıların %5’i ise çok nadir hasta takip etti ğini belirtti . Katı lımcıların en sık sorguladığı

şikâyet akıntı (n:408, %99) ve dizüri (n:358, %86,9) idi (Tablo 1 ve Şekil 1). Gonore tanısında en sık tercih edilen mikrobiyolojik

yöntem idrar kültürü (n:205, %49,6), tam idrar tetkiki (n:190, %46) ve sürüntü örneği (n:186, %45) iken gonokoksik ve non-

gononkoksik üretrit/vajinit ayırıcı tanısı için en sık idrar kültürü (n:270, %65,4), gram boyama (n:266, %65,4) ve tam idrar

tetkiki (n:233, %56,4) tercih edilmekteydi (Şekil 2). Katı lımcılar en sık tedavi seçeneği olarak seft riakson (n:382, %92,7) ve

doksisiklin (n:209, %50,7) kullanmaktaydı. %43 katı lımcı tedavide tekli ajan tercih ederken; %41’i kombinasyon tedavisini;

geri kalanı ise ikisini de tercih etmekteydi. Katı lımcıların yarıya yakını (%46,4) gonokok ve nongonokkokal tedaviyi birlikte

verdiğini belirtti . Partner tedavisini tüm vakalarda önerenlerin sayısı 288 (%69,9) iken sadece iki (%0,5) kişi partner tedavisi

vermediğini diğerleri ise belirli koşullarda partner tedavini tercih etti ğini belirtti . Katı lımcıların 182’si (%44,2) tedavi

sonrasında semptomlar devam ederse takip önerirken 18’i (%4,4) takip önermediğini ifade etti . Diğer bulaşıcı hastalıkların

taramasını önerenlerin sayısı 262 (%63,6) iken her hastaya bulaşıcı hastalıklar hakkında detaylı bilgilendirme yapanların

sayısı 219 (%53,2) idi (Tablo 2 ve Şekil 3). Katı lımcılara göre tedavi başarısızlığında en büyük etkenler partner tedavilerinin

yapılmaması (n:299 %72,4) ve hasta uyumsuzluğu (n:227 %55) idi (Şekil 4).

Tartı şma ve Sonuç

Üretrit/vajinit kliniğinin belirsiz olması, çoğu kurumda yeterli mikrobiyolojik tetkiklerin olmaması nedeniyle tanı

konulması zordur. Çoğunlukla ampirik tedavi verilmekte ve nükslerle seyretmektedir. Türkiye’de, üretrit ve vajinit

kliniği olan hastalarda gonokoksik/non-gonokoksik enfeksiyonlara yönelik tanı ve tedavi yaklaşımı değerlendiren

benzer bir çalışma olmaması nedeniyle bu çalışmanın önemi büyüktür.

Anahtar Kelimeler: üretrit, vajinit, gonokok, non-gonokok, tanı