Kronik bel ağrılı hastalarda tüm omurga segmentlerinin kinematiklerinin günlük yaşam aktiviteleri sırasında üç düzlemde değerlendirilmesi ve asemptomatik kontrollerle karşılaştırılması


Arş. Gör. Sümeyye Zehra Güler

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon A.B.D., Türkiye

Tez Danışmanı: Sevil Bilgin

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Bu çalışma kronik bel ağrılı bireylerde oturmadan ayağa kalma, kutu kaldırma, basamak çıkma ve yürüme fonksiyonel aktiviteleri sırasında üç düzlemde tüm omurga segmentlerinin eklem hareket açıklıklarını asemptomatik bireyler ile karşılaştırmak ve lumbal bölge hareketlerinin servikal ve torakal bölge hareketlerinden etkilenip etkilenmeyeceğini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 23 bel ağrılı (34,43±7,01 yıl) ve 23 asemptomatik birey (32,83±9,3 yıl) dahil edildi. Bireylerin demografik verileri kaydedildi. Fonksiyonel aktivitelerinin kinematik analizi için MVN Awinda (XSens Technologies B.V. Enschede, Hollanda) IMU sensörleri kullanıldı. Atlanto-oksipital, C7-T1, T8-T9, T12 L1, L3-L4 ve L5-S1 segmentlerindeki açısal veriler üç boyutlu olarak kaydedildi. Ölçümler, her katılımcı için üç kez tekrar edildi. Çalışmanın sonucunda; sadece basamak çıkma aktivitesinde bel ağrılı bireylerin asemptomatik bireylere göre sagital düzlemde servikal bölge hareket açıklığının azaldığı (p<0,05) görülürken, diğer aktiviteler sırasında omurganın tüm segmentlerindeki hareket açıklığının benzer olduğu görüldü (p>0,05). Minumum ve maksimum hareket açıları incelendiğinde; bel ağrılı bireylerin oturmadan ayağa kalkma, kutu kaldırma ve yürüme aktiviteleri sırasında asemptomatik bireylerden farklı hareket paternleri gösterdikleri görüldü (p<0,05). Ayrıca, bel ağrılı bireylerin lumbal bölge hareketlerinin asemptomatik bireylerde gözlemlenenlerden farklı olarak özellikle servikal bölge hareketleri ile ilişkili olduğu gözlendi (p<0,05). Sonuç olarak; günlük yaşam aktiviteleri sırasında bel ağrılı bireylerin koruyucu (kompansatuar) hareket modelleri geliştirdiklerini söyleyebiliriz. Bu durum bel ağrısının lokal bir problem değil hareket zincirinde bozulma ve adaptasyonlara yol açan daha geniş bir durum olduğunun işareti olabilir. Çalışmamızın sonuçları, bel ağrılı bireylerde hareket açıklığı ölçümünün ötesine geçerek fonksiyonel hareket modellerine odaklanılması gerektiğini vurgulamaktadır.