RÛM SÛRESİ’NDEKİ MÛCİZE İDDİASININ RİVAYET TEMELLİ TAHLİLİ


Arş. Gör. Emirhan Tambağ

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Hüseyin Akgün

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kur’ân’da Rûm Sûresi'nin 2–7. ayetlerinde geçen ve Bizanslıların birkaç yıl içinde galip geleceğine dair haber hem kelâm literatüründe hem de tefsir literatüründe nebevî bir mûcize olarak zikredilmiştir. Bunun sebebi mûcize iddiasının altının rivayetlerle doldurulmasıdır. İş bu çalışma da Rûm Sûresi'ndeki ilgili ayetlerin bir mûcize ya da gaybî haber olarak kabul edilip edilemeyeceğini konu edinmektedir. Araştırma kapsamında bu iddia, klasik kelâm ve felsefe kaynaklarında mûcize ve gaybî haber kavramlarına yüklenen anlamlar ışığında değerlendirilmiş, ilgili ayetlerin altındaki rivayetlerin tarihsel bağlamı ve altyapıları incelenmiştir.

Tezin ilk bölümünde, mûcize ve gaybî haber kavramları kelâm ve felsefe geleneğinde Fahreddin er-Râzî, Ġazzâlî, David Hume ve Arthur Schopenhauer gibi önemli müelliflerin eserleri çerçevesinde ele alınmıştır. Ardından 7. yüzyılda gerçekleşen Bizans-Sâsânî savaşlarının kronolojik analizi yapılmış; bu bağlamda 603 senesinden başlayan ve 622 senesine kadar devam eden Sâsânî galibiyetleri ve 622 senesinden itibaren başlayan ve 628 senesinde Hüsrev’in devrilmesiyle son bulan Bizans galibiyetleri kronolojik olarak incelenmiştir. Müteakiben, söz konusu ayetlerle ilgili nüzul sebeplerine dair evvela siyer/tarih kaynaklarına dayalı bilgiler verilmiş, sonrasında da Ṭaberî’nin Câmiʿu’l-Beyân’ı, Ṭaḥâvî'nin Şerhu Muşkili'l-Âs̠âr'ı ve Tirmiẕî’nin es-Sünen’i başta olmak üzere klasik rivayet kaynaklarında yer alan haberler senet, metin ve muhteva açısından tahlil edilmiş ve ayetteki “بضع سنين kavramına uygunluğu tarihî tenkit metodu fehvasınca tartışılmıştır. Son bölümde ise çağdaş yazarların, başta Reşîd Rıḍâ, Mevdûdî, Nedvî ve Süleyman Ateş gibi isimler olmak üzere, konuyla ilgili yaklaşımları eleştirel biçimde değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, ayetlerdeki bilginin kelâm ilmindeki teknik anlamda bir mûcize sayılamayacağı, bazı tarihsel tutarsızlıklar ve rivayetlerin senet-muhteva bakımından zaaflar taşıdığı belirtilmiş ve bu minvalde ayetlerin verdiği haberin nasıl anlaşılabileceğine dair bazı yaklaşımlar olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmiştir.