Ruksolitinib Kullanan Miyelofibrozis Hastasında Nekrotizan Fasiiti Taklit Eden Kutanöz Cryptococcus neoformans Enfeksiyonu: Bir Olgu Sunumu


Kuruoğlu T., Karaçeşme T. S., Kurt S. E., Beniç E., Duyar E., Erdoğan M., ...Daha Fazla

MIKROBIYOLOJI BULTENI, cilt.60, sa.2, ss.227-236, 2026 (SCI-Expanded, Scopus, TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 60 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.5578/mb.202602149
  • Dergi Adı: MIKROBIYOLOJI BULTENI
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Scopus, Science Citation Index Expanded (SCI-EXPANDED), BIOSIS, Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.227-236
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Cryptococcus neoformans, çevrede yaygın olarak bulunan kapsüllü, fırsatçı bir maya olup; yüksek mortalite oranları, tanı ve tedaviye erişimdeki kısıtlılıklar nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından kritik öncelikli fungal patojenler arasında sınıflandırılmıştır. İnsanlarda enfeksiyon genellikle inhalasyon yoluyla edinilmekte, primer pulmoner odak çoğu zaman asemptomatik seyredebilmekte veya özellikle hücresel immünitenin baskılandığı bireylerde hematojen yayılımla santral sinir sistemi, deri ve diğer organ tutulumlarına yol açabilmektedir. Kutanöz kriptokokkoz nadir görülen bir klinik tablo olup, çoğu olguda sistemik enfeksiyona sekonder olarak ortaya çıkmaktadır. Klinik prezentasyonu oldukça değişkendir. Selülit, apse, ülser veya nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonlarını taklit edebilmesi nedeniyle tanısal güçlükler yaratmaktadır. Ruksolitinib, miyelofibrozis ve polisitemia vera tedavisinde kullanılan bir Janus kinaz inhibitörüdür. İnterferon-γ ve interlökin-12 aracılı immün yanıtları baskılayarak makrofaj aktivasyonunda bozulma, T-helper-1 yanıtında azalma ve doğal öldürücü hücre fonksiyonlarında baskılanmaya neden olarak hematopoetik fonksiyonları düzenlemektedir. Ancak bu immünomodülatör etki, hastaları invaziv fırsatçı enfeksiyonlara, özellikle mantar enfeksiyonlarına yatkın hale getirmektedir. Literatürde ruksolitinib kullanımıyla ilişkili kriptokok enfeksiyonları sınırlı sayıda olgu raporu şeklinde bildirilmiş olup, çoğunlukla pulmoner ve/veya santral sinir sistemi tutulumu ön plandadır. Kutanöz tutulum ise son derece nadir olup Türkiye’den bildirilen bir olgu bulunmamaktadır. Bu olgu raporunda, miyelofibrozis tanısıyla üç yıldır ruksolitinib tedavisi alan 67 yaşında kadın hastada gelişen, nekrotizan fasiiti taklit eden kutanöz C.neoformans enfeksiyonu ve eşlik eden asemptomatik pulmoner tutulum sunulmuştur. Hastanın klinik tablosu, sol uyluk medialinde sivilce benzeri küçük bir lezyonla başlamış; takip eden 25 gün içerisinde geniş spektrumlu antibakteriyel tedavilere rağmen hızla progresyon göstermesi ve klinik bulgularla orantısız şiddette ağrı gelişmesi, nekrotizan fasiit ön tanısına yol açmıştır. Hastaneye kabulünde sol uylukta 8x8 cm boyutlarında, ülseratif doku defekti, çevresinde eritem, ekimoz, deskuamasyon ve hemopürülan akıntı gözlenmiştir. Manyetik rezonans görüntülemede nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonu lehine bulgular saptanması üzerine hasta acil cerrahi operasyona alınmıştır. Ameliyat sırasında cilt ve cilt altı dokuda yaygın enflamasyon ve yer yer nekrotik alanlar izlenmiş, cerrahi debridman ve vakum destekli yara kapama tedavisi uygulanmıştır. Derin doku örneklerinden yapılan bakteri ve mantar kültürlerinde C.neoformans üremesi saptanmış ve etken matris destekli lazer desorpsiyon/iyonizasyon uçuş zamanlı kütle spektrometrisi [matrix-assisted laser desorption/ionization-time of flight mass spectrometry (MALDI-TOF MS)] yöntemiyle doğrulanmıştır. Antifungal duyarlılık testinde amfoterisin-B için minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değeri 0.5 µg/mL; flukonazol MİK değeriyse 4 µg/mL olarak belirlenmiştir. Histopatolojik incelemede, fokal nekroz alanları içeren süpüratif enflamasyon zemininde maya hücreleri izlenmiştir. Hastada solunum semptomu olmamasına rağmen toraks bilgisayarlı tomografide fungal enfeksiyon ile uyumlu kaviter pulmoner nodül saptanmıştır. Bronkoalveoler lavaj kültürlerinde üreme izlenmemiştir. Santral sinir sistemi tutulumu açısından yapılan değerlendirmede beyin omurilik sıvısında çini mürekkebi incelemesi ve multipleks polimeraz zincir reaksiyonu testi negatif saptanmıştır. Bu bulgular, hastada kutanöz ve pulmoner tutulumlu sistemik kriptokokkoz ile uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Antibakteriyel tedaviler sonlandırılarak intravenöz lipozomal amfoterisin-B ve flukonazol kombinasyon tedavisi başlanmıştır. Santral sinir sistemi tutulumu dışlandıktan sonra flukonazolle uzun süreli ardışık tedavi planlanmıştır. Hematoloji konsültasyonu sonrası ruksolitinib dozu yarıya düşürülmüştür. Tedavinin erken döneminde lokal bulgularda ve ağrıda belirgin klinik iyileşme izlenmiş; takip sırasında gelişen akut pulmoner emboli nedeniyle hasta kaybedilmiştir. Olgumuz, ruksolitinib ilişkili sistemik kriptokokkozun nadir bir kutanöz prezentasyonuna dikkat çekerek immünsupresyon altındaki hastalarda klinik farkındalığın önemini vurgulamaktadır. 

Cryptococcus neoformans is an encapsulated opportunistic yeast widely distributed in the environment and classified as critical-priority fungal pathogen by the World Health Organisation due to its high mortality and limited access to timely diagnosis and effective treatment. Infection is typically acquired via inhalation, with the primary pulmonary focus often remaining asymptomatic. Particularly in individuals with impaired cell-mediated immunity, it may disseminate hematogenously to central nervous system (CNS), skin and other organs. Cutaneous cryptococcosis is a rare clinical manifestation and in most cases, represents secondary involvement of disseminated disease. Its clinical presentation is highly variable and may mimic cellulitis, abscesses, ulcers or necrotizing soft-tissue infections, posing significant diagnostic challenges. Ruxolitinib is a Janus-kinase inhibitor used to treat myelofibrosis and polycythemia vera. By suppressing interferon-γ and interleukin-12-mediated immune responses, it impairs macrophage activation, reduces T-helper-1 cell responses, suppresses natural-killer cell function, and regulates hematopoietic activity. However, these immunomodulatory effects predispose patients to invasive opportunistic infections, particularly fungal infections. In the literature, cryptococcal infections associated with ruxolitinib have been reported in a limited number of case reports, most commonly involving the pulmonary and/or central nervous system. Cutaneous involvement is exceedingly rare, and to date, no cases from Türkiye have been reported. In this case report, a 67-year-old woman with myelofibrosis who had been receiving ruxolitinib therapy for three-years and developed cutaneous cryptococcosis infection mimicking necrotizing fasciitis, accompanied by asymptomatic pulmonary involvement was presented. Despite broad-spectrum antibacterials, a small papule on the medial thigh rapidly progressed over 25 days, with severe disproportionate pain raising suspicion of necrotizing fasciitis. On admission, physical examination revealed an 8×8 cm ulcerative tissue defect on the left thigh, with surrounding erythema, ecchymosis, desquamation and hemopurulent discharge. Magnetic resonance imaging demonstrated findings suggestive of necrotising soft-tissue infection, prompting urgent surgical intervention. Intraoperatively, diffuse inflammation and patchy necrotic areas were observed and surgical debridement followed by vacuum-assisted wound closure was performed. Microbiological cultures of deep-tissue specimens yielded C.neoformans and the pathogen was confirmed by matrix-assisted laser desorption/ ionisation-time-of-flight-mass spectrometry (MALDI-TOF-MS). Antifungal susceptibility testing showed minimum inhibitory concentrations of 0.5 µg/mL for amphotericin B and 4 µg/mL for fluconazole. Histopathological examination demonstrated yeast cells within a background of suppurative inflammation and focal necrosis. Although the patient had no respiratory symptoms, chest computed tomography revealed a cavitary pulmonary nodule consistent with fungal infection. Bronchoalveolar lavage cultures showed no microbial growth. Evaluation for central nervous system involvement resulted negative for India-ink staining and cerebrospinal fluid multiplex polymerase chain reaction (PCR) test. These findings were considered consistent with systemic cryptococcosis involving the skin and lungs. Antibacterials were discontinued and intravenous liposomal amphotericin-B plus fluconazole was initiated. After central netvous system involvement was excluded, sequential therapy with fluconazole was planned. Ruxolitinib dose was adjusted by haematology. Significant clinical improvement was observed in the early phase of treatment and pain however, the patient died due to acute pulmonary embolism. This case highlights a rare cutaneous presentation of ruxolitinib-associated cryptococcosis and emphasizes the importance of clinical awareness for opportunistic fungal infections in immunosuppressed patients.