ISTANBUL INTERNATIONAL CONTEMPORARY SCIENTIFIC RESEARCH CONGRESS -VII, İstanbul, Türkiye, 01 Temmuz 2025, ss.416-434, (Tam Metin Bildiri)
Kedi ve köpeklerde meydana gelen humerus kırıkları, yüksek enerjili travmaların sonucunda karşılaşılan ve tedavi edilmesi gereken önemli bir ortopedik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda, humerus kırıklarının görülme sıklığı kedilerde %4,4– %9,5, köpeklerde ise %5,4–%7,7 olarak bildirilmiştir. Humerusun, S-şeklindeki özgün anatomik yapısı, güçlü kas grupları ile çevrili olması ve nörovasküler yapıların bölgeye yakınlığı nedeniyle humerus kırıklarının tedavisini daha da karmaşık hale getirmektedir. Bütün kırıklarda olduğu gibi humerus kırıklarında da tercih edilebilecek stabilizasyon yöntemleri; hastanın yaşı, kırığın tipi ve lokalizasyonu gibi birden fazla parametreye bağlı olarak değişebilmektedir. Ayrıca, kırığın tipi ve lokalizasyonuna uygun olmayan stabilizasyon yöntemlerinde implant yetersizliği ve mekanik komplikasyonlar sıkça gözlenmektedir. Kırık tipleri sınıflandırılmasına göre stabilizasyon teknikleri; internal ve/veya eksternal fiksasyon yöntemlerine yönelik çeşitli implant uygulamaları olarak tanımlanmıştır. Bunlara ek olarak, yumuşak doku bütünlüğünün korunarak biyolojik iyileşmeyi desteklemeyi amaçlayan minimal invaziv teknikler humerus kırıklarında uygulanabilir bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Her iki hayvan türünde de humerus kırıklarının en sık gözlendiği bölge diyafizer bölge kırıkları olarak bildirilmiştir. Ancak her iki türün anatomik farklılığı nedeniyle kedilere kıyasla köpeklerde kondül bölgesindeki kırıklara daha sık rastlanıldığı belirtilmektedir. Özellikle interkondüler kırıklarda, tam anatomik redüksiyonun sağlanması önerilmektedir. Günümüzde ırk ve hasta özelliklerine göre üretilmiş olan anatomik plakların, özellikle eklem içi kırıkların stabilizasyonunda, redüksiyonun doğruluğunu artırmak ve rijit bir fiksasyon sağlamak amacıyla kullanılabileceği vurgulanmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, anatomik redüksiyon başarısını artırmak amacıyla, intraoperatif görüntüleme (Floroskopi), hastaya/türe özgü kılavuz sistemleri ve anatomik plaklar gibi ileri teknik ve malzeme kullanımlarının komplikasyon oranlarını azaltmak ve fonksiyonel iyileşmeyi desteklemek amacıyla kedi ve köpeklerde şekillenen humerus kırıklarında tercih edilebileceği savunulmaktadır.
Humeral fractures in cats and dogs are an important orthopaedic problem that should be treated because of high-energy trauma. Studies have reported the incidence of humeral fractures between 4.4%-9.5% in cats and 5.4%-7.7% in dogs. The unique S-shaped anatomical structure of the humerus, surrounded by large muscle groups and proximity to neurovascular structures, makes treating these fractures even more complex. As in all fractures, the stabilisation method preferred in humeral fractures is determined depending on many parameters, such as the patient's age, type and localisation of the fracture. According to the classification of fracture types, stabilisation techniques are defined as various implant applications for internal and/or external fixation methods. In addition, minimally invasive techniques aiming to support biological healing by preserving soft tissue
integrity are considered an applicable method in humeral fractures. The most common site of humeral fractures in both animal species has been reported as diaphyseal fractures. However, due to the anatomical differences of both species, it is reported
that fractures in the condylar region are more common in dogs than in cats. Especially in intercondylar fractures, complete anatomical reduction is recommended. Nowadays, it is emphasised that anatomical plates produced according to breed and patient characteristics can increase the accuracy of reduction and provide rigid fixation, especially in stabilising intra-articular fractures. Recent studies have suggested that the use of advanced techniques and materials such as intraoperative imaging (fluoroscopy), patient/species-specific guidance systems and anatomical plates to improve the success of anatomical reduction may be preferred in humeral fractures in cats and dogs to reduce complication rates and promote functional recovery.