Rızāeddīn Remzī er-Rifā‘ī’s Translation of Risāletü’l-ahadiyye


Creative Commons License

Cengiz M., YUSUF Y.

İslam Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, no.2026, pp.1-25, 2026 (TRDizin)

Abstract

In Sufi thought, the theory of absolute oneness (wahdat al-mutlaqa) interprets the reality of existence as a pure unity, rejecting categorical hierarchies. This theory is centered on the fundamental principle, "He who knows himself knows his Lord." This study examines Risâle-i Ma’rifetü’n-Nefs, a Turkish translation by the late Ottoman Rifa’i sheikh Ahmed Rızâeddîn Remzî of Awhad al-Dîn al-Balyânî’s Arabic treatise, Risâlat al-Ahadiyya. The primary objective is to introduce the unique manuscript of this work to the scientific community and to reveal the manifestations of absolute oneness within the late Ottoman intellectual landscape. By analyzing the text’s authorship, Balyânî’s metaphysical framework, and Remzî’s biography, the research concludes that the translator possessed a profound mastery of the Sufi tradition. Remzî remained faithful to the original content while successfully transmitting the spiritual essence of absolute oneness into late Ottoman intellectual life.
Tasavvuf düşüncesinde vahdet-i mutlaka (mutlak birlik) teorisi, varlığın hakikatini kategorik mertebelere ayırmaksızın salt bir birlik üzerinden ele alır. Sufî düşünüşün bilgi ve varlık yorumunun referans noktalarından birini teşkil eden “Nefsini bilen Rabbini bilir” ilkesi bu teorinin merkezinde yer alır. Bu çalışma, mezkûr teorinin İbn Seb’în ve Şüşterî’den sonraki en önemli temsilcisi olan Evhadüddîn-i Belyânî’ye ait Arapça Risâletü’l-ahadiyye’nin, Osmanlı son dönem Rifâî şeyhlerinden Ahmed Rızâeddîn Remzî tarafından Risâle-i Ma’rifetü’n-Nefs adıyla yapılan Türkçe tercümesini konu edinmektedir. Araştırmanın temel amacı, literatürde müstakil bir çalışmaya konu olmamış eserin tek yazma nüshasını bilim dünyasına kazandırmak ve vahdet-i mutlaka düşüncesinin Osmanlı sahasındaki yansımalarından birini gün yüzüne çıkarmaktır. Metnin aidiyet tartışmaları, Belyânî’nin mutlak birlik teorisi, mütercim Ahmed Remzî’nin biyografisi ve tercümenin çeviri yazısı ile sınırlı tutulan bu çalışmada mütercimin metafizik tasavvuf geleneğine olan hâkim olduğu ve vahdet-i mutlaka neşvesini geç dönem Osmanlı irfan hayatına taşırken metnin özgün içeriğine büyük ölçüde sadık kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.