Bir ‘Hâtıra-i Ebediye’ ve ‘Nişâne-i Zafer’ Olarak Mudanya Şükrü Çavuş ve Şehitler Anıtı


ATICI A.

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, cilt.26, sa.1, ss.1-27, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 26 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.32449/egetdid.1873729
  • Dergi Adı: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), MLA - Modern Language Association Database, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography
  • Sayfa Sayıları: ss.1-27
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Mondros Mütarekesi’nin ardından, İtilaf Devletleri antlaşmanın 7. ve 24. maddelerini gerekçe göstererek Anadolu’nun stratejik noktalarını işgale girişmiştir. Bu gelişme üzerine, bağımsızlık düşüncesi etrafında örgütlenen halk, kitlesel bir direniş hareketi başlatmıştır. 1920 yılında Mudanya’nın işgali sırasında, Şükrü Çavuş’un öncülük ettiği direniş, genel direniş hareketinin önemli bir parçasını oluşturmuştur. Bu direniş, İngiliz kuvvetlerinin geri çekilmesini sağlasa da, sonrasında İngilizlerin Yunan kuvvetlerine sağladığı destekle Mudanya yeniden işgal edilmiştir. İki yıl, iki ay ve iki gün süren işgal, Türk ordusuna bağlı birlikler ile “Mudanya Müdafileri” olarak bilinen milis güçlerinin ortak harekâtıyla 12 Eylül 1922’de sona ermiştir. Kurtuluş çatışmaları sırasında dokuz milis hayatını kaybetmiştir. Mücadelenin askerî safhasının sona ermesinin ardından, kazanılan zaferin ve verilen kayıpların manevi mirasını anma ve somutlaştırma süreci başlamıştır. Vatan savunmasının önemli bir nişânesi olan bu direnişi ve şehitlerin aziz hâtırasını ölümsüzleştirmek amacıyla, Mudanya halkı ve Nizamiye ordusunun iş birliğiyle 1922 yılında Şükrü Çavuş ve Şehitler Anıtı inşa edilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, söz konusu anıt hakkında bugüne kadar müstakil bir bilimsel çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma kapsamında, anıtın form ve üslup özellikleri irdelenerek literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Mudanya İskele Meydanı’nda yalın mimari anlayışıyla yer alan anıt, biçimsel özelliklerinin ötesinde kolektif bir hafıza mekânıdır. Kazanılan zaferi belgeleyen ve ulusal bağımsızlık bilincinin somut bir tezahürü olan anıtın, sanat tarihi disiplini ve anıt mimarisi bağlamında ilk kez ele alınması, çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır.
Following the Armistice of Mudros, the Allied Powers began to occupy strategic points in Anatolia, citing Articles 7 and 24 of the agreement. In response to this development, the people, organized around the idea of independence, initiated a mass resistance movement. During the occupation of Mudanya in 1920, the resistance led by Şükrü Çavuş constituted a significant part of the broader resistance movement. Although this resistance forced British forces to withdraw, Mudanya was subsequently reoccupied with the support provided by the British to Greek forces. The occupation, which lasted two years, two months, and two days, ended on 12 September 1922, through a joint operation by units of the Turkish Army and the militia known as the “Mudanya Müdafileri” (Mudanya Defenders). Nine militia members lost their lives during the liberation battles. Following the end of the military phase of the struggle, the process of commemorating and materializing the spiritual legacy of the victory and the sacrifices made began. In order to immortalize this struggle, which is an important symbol of the defense of the homeland, and the sacred memory of the martyrs, the monument to Şükrü Çavuş and the Martyrs was built in 1922 through the cooperation of the people of Mudanya and the Nizamiye Army. Literature research has revealed that no dedicated scientific study has been identified to date. This study aims to examine the formal and stylistic characteristics of the monument and contribute to the literature. Located in Mudanya Pier Square with its simple architectural design, the monument is a collective memory space beyond its formal characteristics. The fact that the monument, which documents the victory and is a concrete manifestation of national independence consciousness, is addressed for the first time in the context of Art History and monument architecture highlights the original value of this study.