Prof. Dr. Fahri Sakal Armağanı, ÜNLÜ MUCİZE,TAŞ DİLEK, Editör, Berikan, Ankara, ss.155-188, 2024
Canik/Samsun, Osmanlı Dönemi’nde nüfus bakımından etnik ve dini manada çeşitlilik arz eden, tam manasıyla bir imparatorluk kentiydi. Devletin güçlü ve otoritesini tesis etmekte sorun yaşamadığı dönemlerde bölge, ticari faaliyetleri ve tarımsal üretimi ile barış içerisinde yaşanılan bir şehir hüviyetini haizdi. İmparatorluğun diğer etnik ve dini çeşitlilik arz eden bölgelerinde olduğu gibi Samsun ve havalisinde de savaşların ortaya çıkardığı kaos ortamı bölgede kendisini gösterdi. Canik ve havalisinde –Anadolu’nun pek çok bölgesinde olduğu gibi- seferberlikten kaçan Ermeniler ve Rumlar çetecilik faaliyetlerine giriştiler ve bulundukları coğrafyaların asayişini tehdit eder hale geldiler. Seferberliğin başında Canik’te birtakım asker firariler ile İslam, Rum ve Ermeni ahalinin hemen hemen tümünden ayrı ayrı ve kendi hesaplarına teşekkül eden çeteler mevcuttu. Bunlar savaşın başlangıç yıllarında adî hırsızlıklar ve ara sıra münferit öldürme vakalarıyla meşgul olmuşlardı. Ancak savaşın ilerleyen yıllarında, özellikle de Rus istilası başlayınca, Ermeni ve Rum unsurlarından oluşan bazı çeteler siyasi bir şekil aldılar. Rusların işgalleri sürecinde bahsi geçen Ermeni ve Rum çetelerinin memleketi sıkıntıya düşürmek gayesiyle siyasi eşkıyalıkları artarak devam etti; faaliyetlerini mahalli takibatı oldukça zorlaştıran seviyede memlekete zarar verir bir dereceye vardırdılar.
Osmanlı Hükümeti, bahsedilen çete oluşumlarına önlem olması açısından bölgeden önce Ermenileri ardından da Ruslarla işbirliği içerisinde olup Müslüman Türklere karşı çeteci oluşumlara tevessül eden ve yine bu yapıları destekleyen Rumları tehcire tabi tuttu. Lakin savaşın kaybedilmesi ve Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasıyla Anadolu’nun çeşitli coğrafyalarında İtilaf güçlerinin işgali zuhur etti. Samsun da pek çok Anadolu kenti gibi işgali yaşadı. İşgal, kentte yaşayan Rum nüfus arasında, Samsun’un da sınırları içinde yer aldığı bağımsız bir Pontus devleti kurmak emelinin gerçekleşebileceği savını kuvvetlendirdi. I. Dünya Savaşı esnasında Samsun’da yaşanan olaylar genel karakteri itibariyle “adi şekavet ve soygunculuk” niteliğindeki asayişsizlik mevzuları iken Mondros Mütarekesi sonrasında yaşanan olayların karakteri değişti. Öyle ki Mondros sonrası İtilaf güçlerinin Samsun ve çevresine yaptıkları müdahale ve işgal bölgedeki olayların siyasi bir biçime dönüşmesinde etkili oldu. Bu siyasetin maksadı ise Canik ve çevresinde Rumlar tarafından bir Pontus hükümetinin kurulmasıydı.
9 Mart 1919 günü 200 kişilik İngiliz müfrezesinin Samsun’u işgali bölgede bir sarsıntı meydana getirdi. Devletin yerel mülki ve askeri erkânı zaten bölgede ağırlığını yeterince hissettiremiyor iken bir de İngiliz işgalinin yaşanması bölgenin asayişini iyiden iyiye bozdu. Mütareke sürecinde kentte asayişsizlik o kadar artmıştı ki şehrin ana meydan ve caddelerinde eşkıyalar, çeteler gezer olmuştu. Samsun-Amasya Metropoliti Germanos, Samsun Reji Fabrikası Müdürü Takomanidis gibi kişiler Samsun ve civarında bulunan Rum ahalinin Pontusçu düşünceler etrafında birleşip organize hareket etmesine önderlik ettiler. İngiliz müfrezesinin Samsun’a girmesini bölgede meskûn Rum ahali sevinç gösterileriyle karşıladı, kiliselere Pontus armaları asılırken çocuklar bağımsızlık ve Pontus şarkılarıyla Samsun cadde ve sokaklarında dolaştırıldı. Mayıs ayı içerisinde ayrılıkçı Rumların cüreti o kadar üst noktalara ulaştı ki binalarına Yunan bayrağı asacak kadar cesaretlenmişlerdi.
Hem İngilizlerin işgali hem de Pontusçu Rumların şehir merkezinde kol gezecek oranda nüfuzlarını arttırmış olmaları bölgede konuşlanmış bulunan askerlerin ve vatansever Türk ahalinin asabiyetini bozdu. Durumu kabullenmek istemeyen, onur ve haysiyet kırıcı bu hareketlere karşı durmak hissiyatını taşıyan ahali oluşturduğu çeteler ile Pontusçulara karşı direnişe geçti. Hatta 15. Fırka Makineli Tüfek Bölüğü zabitlerinden Hamdi Bey beraberindeki bir takım asker ile bu çetelere katılmak üzere birliklerinden firar edip dağa çıktılar. Dolayısıyla Mütareke sürecinde Samsun ve havalisinde asayişten eser kalmamış; işgal, hüzün ve firar üçgeninde buhranlı bir süreç ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışına kadar bahsi geçen buhran süreci artarak devam etmiştir. Samsun ve civarında asayişin yeniden tesisi Paşa’nın müfettişlik vazifesinin kendisine sunduğu geniş yetkileri kullanmak suretiyle belirli aşama kaydedebilmiştir. Sonuç olarak Samsun ve çevresinde Mütarekenin 7 aylık serencamı müddetince asayiş yoksunluğu, işgal, hüzün ve firar öne çıkan başat meseleler olmuştur.