Bu araştırma, görsel (dijital) dini hitabetin dilsel ve belâgî özelliklerini belirleyip, hızla değişen sosyal ve teknolojik gelişmeler ışığında alıcı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, hitabet sanatının özellikle görsel (dijital) dini hitabet ele alınmıştır. Araştırmanın önemi, büyük toplumsal dönüşümlerin hitabet sanatına etkisini inceleme gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle görsel (dijital) dini hitabet bağlamında eğitim, siyaset ve dilbilim gibi alanlarda hitabet sanatının anlaşılmasını geliştirmek için yeni stratejiler geliştirme ihtiyacı öne çıkmaktadır. Günümüzdeki çalışmalar, modern dilbilim perspektifine göre hitabet sanatını anlamada ve sınıflandırmada eksiklikler içerebilmektedir. Bu durum, teorik analiz ile saha verilerinin birleştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymakta ve bu yaklaşımın sanatın daha derinlemesine anlaşılmasına katkı sağladığını göstermektedir. Araştırma problemi, görsel (dijital) dini hitabetin teorik sınıflandırmaları ile pratik uygulamaları arasındaki uyumsuzluk olarak belirlenmiştir. Çalışmanın temel araştırma sorusu şudur: Genel olarak hitabet sanatını ve özel olarak görsel (dijital) dini hitabeti dilsel ölçütler ve belâgî ölçütler çerçevesinde nasıl anlayabiliriz? Günümüzde, özellikle görsel (dijital) dini hitabetin farklı toplumsal bağlamlardaki alıcılar üzerindeki etkisi nedir? Araştırmanın yapısı şu şekilde planlanmıştır: İlk olarak, hitabet sanatına dair teorik yaklaşımlar, sınıflandırmalar ve hitabet sanatının temel özellikleri incelenmiştir. Daha sonra, görsel (dijital) dini hitabetin hedef kitle üzerindeki etkisi, uygulamalı yöntemler aracılığıyla değerlendirilmiş ve iletişim stratejilerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Araştırma, nitel ve nicel yöntemleri birleştiren karma bir yaklaşım benimsemiştir. Bu doğrultuda betimleyici-analitik incelemeler yapılmış ve yapılandırılmış bir anket yoluyla saha verileri toplanmıştır. Elde edilen verilerin güvenilirliğinin test edilmesi için Cronbach Alfa katsayısı hesaplanmış ve 0.80 oranında bir sonuç elde edilmiştir. Ayrıca anket sorularının tasarımında beşli Likert ölçeği kullanılmış ve bu sorular çerçevesinde (belâgat) alanında uzman üç akademisyenle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu metodoloji, araştırmanın bulgularının güvenilirliğini artırarak teori ve pratik arasındaki bağı güçlendirmekte ve dilbilimsel çalışmalar ile etkili iletişim alanına katkı sağlamaktadır
This study examines a specific dimension of discourse by exploring the linguistic and rhetorical features of visual (digital) religious discourse and analyzing its impact on audiences within the context of rapidly evolving social and technological transformations. The significance of this research lies in the necessity of investigating how major societal changes influence discourse. In particular, within the domain of visual (digital) religious discourse, there is a pressing need to develop new strategies to enhance comprehension in fields such as education, politics, and linguistics. From a contemporary linguistic perspective, existing studies reveal gaps in the classification and understanding of discourse, highlighting the need to integrate theoretical analysis with empirical data to achieve a more comprehensive understanding of this domain. The research problem centers on the discrepancy between theoretical classifications of visual (digital) religious discourse and its practical applications. Accordingly, the primary research kuestion is: How can discourse in general, and visual (digital) religious discourse in particular, be understood within linguistic and rhetorical frameworks? Furthermore, how does this form of discourse influence audiences across diverse social contexts? The study is structured as follows: First, theoretical approaches, classifications, and the fundamental characteristics of discourse are examined. Subsekuently, the impact of visual (digital) religious discourse on target audiences is assessed through applied methodologies, leading to recommendations for enhancing communication strategies. This research adopts a mixed-methods approach, combining kualitative and kuantitative methodologies. Descriptive-analytical analyses were conducted, and structured surveys were utilized to collect empirical data. To ensure data reliability, Cronbach’s alpha coefficient was calculated, yielding a reliability score of 0.80. Additionally, the survey design incorporated a five-point Likert scale, and expert interviews were conducted with three specialists in rhetoric. This methodological approach enhances the credibility of the study’s findings, strengthens the link between theoretical and practical perspectives, and contributes to linguistic studies and the broader field of effective communication.