HEKİMİN VİCDANİ RET HAKKI: KAVRAMSAL, HUKUKİ VE ETİK DEĞERLENDİRME
Ankara Barosu Dergisi, cilt.84, sa.3, ss.1527-1564, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 84 Sayı: 3
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.30915/abd.1862116
- Dergi Adı: Ankara Barosu Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.1527-1564
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Vicdani ret, bireyin dinî, ahlaki veya felsefi inançları gereği belirli bir eylemi yerine getirmeyi reddetmesidir. Sağlık alanında ise bu kavram, hekimin ahlaki değerlerine veya vicdani kanaatlerine aykırılık gerekçesiyle sağlık hizmeti sunmaktan kaçınmasını ifade eder. Günümüzde kürtaj, ötanazi, kısırlaştırma veya suni dölleme, kök hücre tedavileri, yardımlı intihar, cinsiyet değişim ameliyatları, genetik testler, doğum kontrolü yöntemleri ve bazı ilaçların reçete edilmesi gibi uygulamalarda hekimlerin vicdani ret hakkını kullandığı görülmektedir. Türkiye’de ise son yıllarda özellikle karşı cinsten hastayı vicdani ret hakkını gerekçe göstererek reddetme durumlarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Türk hukukunda vicdani ret hakkının açık biçimde düzenlenmemiş olması, hekimlerin bu hakkı hangi sınırlar içinde kullanabileceği konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Bir yandan hekimlerin etik bütünlüklerini ve vicdan özgürlüklerini korumaları insan haklarının ayrılmaz bir parçası iken diğer yandan hastaların yaşam hakkı ve sağlık hizmetine erişim hakkı, devletlerin en temel yükümlülüklerinden biridir. Bu nedenle vicdani ret hakkı; bireysel özgürlük ile kamusal sorumluluk arasında hassas denge noktalarından birini oluşturmaktadır. Bu makale, hekimlerin vicdani ret hakkının hukuki ve etik sınırlarını incelemekte; bireysel özgürlük ile kamu yararı arasındaki dengeyi vurgulamaktadır.
Conscientious objection is the refusal of an individual to perform a certain act on the basis of their religious, moral, or philosophical beliefs. In the healthcare context, this concept refers to a physician’s abstention from providing medical services on the grounds that such services conflict with their moral values or conscientious convictions. Today, physicians are observed to exercise the right to conscientious objection in practices such as abortion, euthanasia, sterilization or artificial insemination, stem cell treatments, assisted suicide, gender reassignment surgeries, genetic testing, contraceptive methods, and the prescription of certain medications. In Türkiye, in recent years, cases have increasingly arisen in which physicians refuse to treat patients of the opposite sex by invoking conscientious objection. The absence of an explicit legal regulation of the right to conscientious objection in Turkish law creates significant uncertainty regarding the limits within which physicians may exercise this right. On the one hand, the protection of physicians’ moral integrity and freedom of conscience constitutes an integral part of human rights; on the other hand, patients’ right to life and access to healthcare services represent fundamental obligations of the state. Therefore, conscientious objection stands as one of the most delicate points of balance between individual freedom and public responsibility. This article examines the legal and ethical boundaries of physicians’ right to conscientious objection and emphasizes the balance between individual liberty and the public interest.