ERGENLERİN PSİKOSOSYAL GÜÇLENDİRİLMESİ - Ergenlerle Çalışan Profesyoneller ve Aileler İçin Rehber, Doç. Dr. Oya Sevcan Orak Dr. Öğr. Üyesi Figen Çavuşoğlu Prof. Dr. İlknur Aydın Avci, Editör, Nobel Yayınevi, Ankara, ss.359-376, 2024
Erken yaşta evlilik, uluslararası alanda çocuk haklarının ihlali olarak kabul edilen ve onların fiziksel, psikolojik ve
sosyoekonomik gelişimlerini olumsuz etkileyen önemli bir sorundur. Birçok ülkede yaygın olan bu uygulama,
her iki cinsiyetteki çocuklar için geçerli olmakla birlikte özellikle kız çocuklarını hedef almakta ve onların eğitim
alma, kariyer yapma gibi haklarını kısıtlamaktadır. Erken yaşta evlenen kızların aile içi şiddete maruz kalma, HIV /
AIDS’e ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma, adölesan gebelik, düşük, erken ve ölü doğum oranları
daha yüksektir. Bu durumla doğrudan ilişkili olarak gebelik ve doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle
anne, bebek ve çocuk ölümleri ile kronik hastalıklar da artmaktadır. Erken yaşta evlilik çocuğa yönelik şiddetin bir
biçimi olarak da görülmektedir. Erken yaşta evlilikler ayrıca ülke ve aile ekonomilerine de zarar vermekte ve nesiller
arası yoksulluk döngülerine neden olmaktadır. Erken yaşta evliliklerin sonlandırılması, cinsiyet eşitliğini sağlamak
ve anne, çocuk ve yenidoğan sağlığını iyileştirmek ve ekonomik kalkınmayı desteklemek için çok önemli kabul
edilmektedir. Tüm bu nedenlerden ve daha fazlasından dolayı, erken yaşta evliliklerin önlenmesi için küresel ve
toplumsal olarak kapsamlı politikalar ve eylem planlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin bir parçası olarak 2030 yılına kadar çocuk yaşta evliliklere
son verilmesi çağrısında bulunmuştur. Erken yaşta evliliklerin önlenmesinde eğitim, toplumsal bilinçlendirme, yasal
düzenlemeler, bu yasaların etkin bir şekilde uygulanması, denetlenmesi ve ekonomik destek gibi çok yönlü yaklaşımların
bir arada kullanılması etkin bir rol oynamaktadır. Bu önlemlerin benimsenmesi, sadece bireyler için değil
tüm toplum için daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturacaktır.
Early marriage is a significant problem, internationally recognized as a violation of children's rights and negatively impacting their physical, psychological, and socioeconomic development. This practice, common in many countries, applies to children of both sexes, but it particularly targets girls, restricting their rights to education and career development. Girls who marry early are more likely to experience domestic violence, contract HIV/AIDS and other sexually transmitted infections, experience adolescent pregnancies, have higher rates of miscarriage, premature birth, and stillbirth. This is directly related to complications during pregnancy and childbirth, which increase maternal, infant, and child mortality, as well as chronic diseases. Early marriage is also considered a form of violence against children. Early marriage also harms national and family economies and contributes to intergenerational cycles of poverty. Ending early marriage is considered crucial for achieving gender equality, improving maternal, child, and newborn health, and supporting economic development. For all these reasons and more, the development of globally and socially comprehensive policies and action plans to prevent child marriage is of paramount importance. In this context, the United Nations has called for an end to child marriage by 2030 as part of its Sustainable Development Goals. The combined use of multifaceted approaches such as education, public awareness, legal regulations, effective implementation and monitoring of these laws, and economic support plays a crucial role in preventing child marriage. Adopting these measures will create a healthier and more sustainable future not only for individuals but also for society as a whole.