TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi, cilt.16, sa.62, ss.394-401, 2024 (Hakemli Dergi)
Sular ve karaların kesişim yerleri olan kıyılar, ilk çağlardan günümüze kadar olan süreçte insanlığın temel olarak ihtiyaç duyduğu beslenme ve su gereksinimlerini karşılaması, doğal güzelliklere ve su kaynağına yakın olma isteği, avlanma ve savunma yönünden avantajlı olması gibi birçok sebep ile en cazip ve en yoğun yerleşim yerleri olmuşlardır. Bu nedenle tarih boyunca toplumlar çoğunlukla kıyı alanlarına yerleşmiş ve uygarlıklar kıyı bölgelerinde kurulmuşlardır. Ülkeler için sosyal ve ekonomik açıdan önemli roller üstlenen kıyılar aynı zamanda ulaşım, ticaret, turizm ve benzeri gibi faaliyetlerin yapılabildiği insan hayatında her zaman önem taşıyan alanlardır. Teknolojinin de gelişmesiyle birlikte kıyı bölgelerindeki yoğunluk hızı ve buna bağlı olarak da üzerlerinde oluşan baskı artmış ve hala artmaya devam etmektedir. Zamanla ortaya çıkan kontrolsüz kullanım, sanayileşme, yapılan doldurma çalışmaları gibi olaylar kıyı alanlarındaki doğal yaşamında dengesini bozmaktadır. Tüm bu konular göz önüne alındığında kıyılarda kullanma ve koruma dengesini sağlayabilecek duyarlı, sınırlı, kontrollü bir kaynak yönetimi ihtiyacı doğmaktadır ve burada karşımıza “Kıyı Yönetimi” kavramı çıkmaktadır. Kıyı Yönetimi kavramı 1950 ve 1970 yılları arasında geçen dönemdeki gelişme sürecinden sonra, 1970’li yıllarda entegre bir yönetim anlayışı ile birlikte “Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi” olarak literatürde yer almaya başlamıştır. Bu çalışmada; kıyılarda kaçınılmaz bir ihtiyaç olan Kıyı Yönetimi düzenlemesinin, yapılan çalışmalar ve yasal dayanaklar yardımı ile gelişim süreci ve genel bir incelemesi yapılmıştır.