Samsun Salıpazarı Alan Köyü Camii’nde Bulunan Bir Camaltı Levha


Creative Commons License

Güneş E., BAYRAKTAR M. S.

İstem, sa.47, ss.305-326, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: Sayı: 47
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.31591/istem.1856592
  • Dergi Adı: İstem
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Art Index, Art Source, Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), MLA - Modern Language Association Database, Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography
  • Sayfa Sayıları: ss.305-326
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

‘’Resmi ters yüz etmek’’ olarak da adlandırılan geleneksel halk sanatlarından biri olan camaltı resmi, halkın içinden usta çırak ilişkisi bağlamındaki sanatçılar tarafından üretilmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde görülen ve geçmişi çok eski çağlara uzanan camaltı resimlerinde genellikle tarih ve imzanın olmayışı ve camın kırılgan bir malzeme olmasından dolayı ilk olarak nerede ortaya çıktığı hakkında net bir bilgi yoktur. Ancak camaltı resimlerinin Anadolu’daki en eski örneklerinden bazılarının; Robert-Mualla Eyüboğlu Anhegger koleksiyonunda yer alan İsmail Cezzar’ın Hicrî 1119 (Milâdî 1707) tarihli Amentü Gemisi kompozisyonlu camaltı resmi, Topkapı Müzesi koleksiyonundaki Hicrî 1232 (Milâdî 1817) tarihli, Sultan II. Mahmut’a övgü, Mevlevi sikkesi formundaki yazı-resim, Mehmet Sadık’ın Hicrî 1247 (Milâdî 1831) ve Mehmet Emin’in Hicrî 1255 (Milâdî 1839) tarihli, çevresi çiçek motifli bordürle süslü Kur’an ayetlerini içeren hat levhalar ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndeki İbrahim Nuri’nin altın yaldız renkle çalıştığı 1834 tarihli camaltı eseri olduğunu bilinmektedir. 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın başlarında büyük gelişme gösteren camaltı resimleri dükkânlarda, kahvelerde, cami, türbe ve tekke gibi dini mekânlarda duvar panosu olarak tercih edilmiştir. Bu duvar panolarının haricinde camaltı resim tekniğinin şişe içi yazılarda, tepsilerde, hattatların çalışma malzemelerinin bulunduğu kutu kapaklarında, sandıkların dış kaplamalarında, ayna ve ayna çerçeveleri ile dükkân tabelalarında da kullanıldığı görülmektir. Daha çok dini konuların yer aldığı ve perspektifin görülmediği camaltı resimlerinde; Ashâb-ı Kehf isimlerinden oluşan kompozisyonlar sıklıkla tercih edilmiştir. Camaltı resim sanatında Ashâb-ı Kehf isimleri genellikle gemi formunda yazılmıştır. Ashâb-ı Kehf ve köpeklerinin ismi, Osmanlı ve Anadolu halk kültüründe denizcilerin manevi bir koruyucusu olarak kabul görülmüştür. Ashâb-ı Kehf isimleri, bereket getirmesi dileğiyle de genellikle dükkânların ve işyerlerinin duvarlarında yer alır. Bu çalışmada Samsun ili Salıpazarı ilçesinde yer alan Alan Köyü Camii’nin harim duvarında asılı olan 1950 tarihli Ashâb-ı Kehf isimlerinin gemi formunda yazıldığı bir camaltı hat levha, Sanat Tarihi bağlamında tanıtılmıştır.
Under-glass art is one of the traditional folk arts that applies patterns to glass in reverse. Under-glass painting is produced by artists from the public in the context of a master-apprentice relationship. It occurs in many countries around the world and dates back to ancient times. Since under-glass paintings are usually not dated or signed and glass is a fragile material, there is no clear information about where they first appeared. However, it is known that some of the earliest examples of the under-glass paintings in Anatolia are the calligraphy plates in the Ismail Cezzar's 1119 AH (1707 CE) composition Amentü Gemisi (The Ship of Faith) glass painting, part of the Robert-Mualla Eyuboğlu Anhegger collection, Topkapı Museum dated 1232 AH (1817 CE), in praise of Sultan Mahmut II, in the form of a Mevlevi coin; the calligraphy plates of Mehmet Sadık dated 1247 AH (1831 CE) and Mehmet Emin dated 1255 AH (1839 CE), containing verses of the Qur'an decorated with a border of floral motifs; and the under-glass work of İbrahim Nuri in the Museum of Turkish and Islamic Art dated 1834, in which he worked in gold gilding. Under-glass paintings showed great development in the 19th and early 20th centuries. Under glass paintings were preferred as wall panels in shops, cafes, and religious places such as mosques, tombs and lodges. The technique of under-glass painting was also used on trays, inscriptions inside bottles, interior and exterior surface decorations of box lids containing calligraphers' working materials, exterior coatings of chests, shop signs, mirrors and mirror frames. Compositions consisting of the names of Ashâb-ı Kahf are frequently preferred in the glass paintings, which mostly include religious subjects and perspective is not seen. It is seen that the names of Ashâb-ı Kahf are usually written in the form of ships in the art of under-glass painting. In Ottoman and Anatolian folk culture, the names of the Ashâb-ı Kahf and their dog were perceived as a spiritual safeguard for sailors. Ashâb-ı Kahf names are often placed on the walls of shops and workplaces with the wish that they will bring prosperity. In this study, the 1950 dated under glass calligraphy plate with the names of Ashâb-ı Kehf written in the form of a ship hanging on the harim wall of the Alan Village Mosque in the Salıpazarı district of Samsun province is introduced in the context of Art History.