EĞİTİM&BİLİM III , Dr. Öğr Üyesi Yağmur Suzan Sönmez, Editör, Efe Akademi, İstanbul, ss.463-478, 2025
Göç, bireylerin veya toplulukların siyasal, toplumsal ve ekonomik
nedenlerle mevcut yerleşim yerlerini terk edip başka bir yere veya ülkeye
gitmeleri olarak tanımlanmaktadır (Püsküllüoğlu, 2004: 547). Tunç (2013),
göçün tarih boyunca toplumlar ve bireyler üzerinde ekonomik, siyasal,
kültürel, sosyal ve psikolojik açılardan karmaşık etkileri olduğunu ve
toplumun tüm yapılarıyla ilişkilendirilen bir olgu olarak kabul edildiğini
vurgulamaktadır. Ayrıca, günümüzde küreselleşme ve iletişim imkanlarının
artması gibi faktörlerin, milyonlarca insanı uluslararası göç sürecine dahil
ettiğini belirtmektedir.
Türkiye'de özellikle, sınır komşularından göç eden bireylerin de dahil
olduğu göçmen nüfusu yer almaktadır. Türk toplumunda çok kültürlü bir
yapının varlığı bilinse de bu yapının farklı bireylerden oluşması, kültürel
çeşitlilik bakımından oldukça önemlidir. Türkiye’de sınır kentlerdeki göç
hareketliliğinin yanı sıra göçmenlerin çeşitli nedenlerle yaşamayı en fazla
tercih ettiği yerleşim yerleri metropol şehirlerdir. Türkiye İstatistik
Kurumu'nun (TÜİK) 2021 Uluslararası Göç İstatistiklerine göre, yurtdışından
en fazla göç alan ve yurt dışına en fazla göç veren il İstanbul’dur.
Göçün en önemli etkenlerinden birisi, aileleriyle birlikte gelen çocuk,
genç, yetişkin bireylerin eğitimidir. Çok kültürlü eğitim yapısı, ülkemizin
geleceği için son derece kritik bir öneme sahiptir. Zorunlu eğitim sürecindeki
her çocuğun sosyal ve kültürel uyumunu sağlamak ve sorunsuz bir eğitim
ortamı oluşturmak, toplumsal birlik ve huzur için gereklidir. Müziğin evrensel
yapısı, bu uyumu ve birliği destekleyen önemli bir unsurdur. Bu nedenle,
müzik ve müzik eğitimi, yabancı uyruklu öğrencilerin yeni yaşamlarına
entegrasyonunda büyük bir rol oynamaktadır.