DISCIPLE AND MENTOR UNDERSTANDING OF EBU'L HASAN HARAKÂNI, HIS NIBS


GÖNEN KAYACAN S.

Turkish Studies (Elektronik), vol.11, no.5, pp.285-296, 2016 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 11 Issue: 5
  • Publication Date: 2016
  • Journal Name: Turkish Studies (Elektronik)
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.285-296
  • Ondokuz Mayıs University Affiliated: Yes

Abstract

Discipleship and mentorship both have important places in İslam. Disciple is the one who adapts mentor, follows his way and shows a real devotion to him. Mentor is the advisor, sheikh of disciple. He brightens disciple; helps disciple proceed in mysticism and open out the doors to reach Allah. Harakânî, whose date of birth is unknown but died in the year 1033, did both discipleship and mentorship. He is the disciple of Hace Abdullah-ı Ensari. He negotiated with Ebu'l Abbas Kassab one to one and was enlightened by him; he was the spiritual disciple of Bâyezidi Bistâmî, who had lived about two centuries ago. Harakânî, who got inspired from this important entity, expressed his opinions about mysticism and religion in the work, Nûru'l- Ulûm, which was written by Muhammed bin Ali bin Seleme about 266 years after his death. In this paper, the concepts of disciple and mentor, which are among the most important elements of sufism, are examined based on the questions and answers in Nûru'l- Ulûm and the studies titled anecdotes of sheikh Ebü'lHasan-i Harakânî. Emphasis has been put on the values attributed by Harakânî to the words of disciple and mentor and his understanding of sufism and the place of disciples and mentors in sufism. It is seen that the idea which is central to the value attributed by Harakânî to these concepts is that neither disciple not mentor needs anyone other than God himself.
İslamiyet'te, müritlik ve mürşitlik önemli bir yer tutmaktadır. Mürit, mürşide uyan, mürşidinin yolundan giden, ona tam bir teslimiyet gösterendir. Mürşit ise müridinin yol göstericisi, şeyhidir. Onu aydınlatır; müridin tasavvuf yolunda ilerlemesine, Allah'a kavuşma kapılarını aralamasına yardımcı olmaya çalışır. Doğum tarihi bilinmeyen, 1033 yılında vefat eden Harakânî, müritlik ve mürşitlik yapmıştır. Harakânî, kendisinin yetiştirdiği müridi Hace Abdullah-ı Ensari'nin de mürşididir. Ebû'l Abbas Kassab'la bire bir görüşerek ona mürit olup feyz almış, aynı zamanda kendisinden yaklaşık iki asır önce yaşamış olan Bâyezid-i Bistâmî'nin manevi müridi olmuştur. Harakânî ilhamını bu büyük zattan almıştır. Harakânî'nin sözlerinin yer aldığı Nûru'l- Ulûm adlı eseri ölümünden iki yüz altmış altı yıl sonra Muhammed bin Ali bin Seleme adlı biri tarafından kaleme alınmıştır. Eserde Harakânî'nin tasavvuf ve tarikat hakkındaki görüşleri yer almaktadır. Çalışmada tasavvufun en önemli ögelerinden mürit, mürşit kavramları, adı geçen eserde yer alan "Soru ve Cevap", "Şeyh Ebü'l-Hasan-ı Harakânî Menkıbeleri" bölümlerinden yola çıkılarak ele alınmıştır. Harakânî'nin mürit, mürşit sözcüklerine yüklediği değerler, tasavvuf anlayışı, müritlik ve mürşitliğin tasavvuftaki yeri üzerinde durulmuştur. Harakânî'nin bu iki kavrama yüklediği değer içerisinde en büyük yeri tutan fikrin, "mürşit ve mürit olarak, Allah'tan başkasına ihtiyaç duymamak" olduğu görülmüştür. Hayatında hem mürit hem de mürşit safhaları olan Harakânî'nin bu iki kavramı, Allah ile arasına engel olabilir düşüncesiyle reddettiği tespit edilmiştir.