Samipaşazade Sezai'nin hikâyelerinde diyalojinin kuruluşu
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİT ZİYA AYDOĞDU
Danışman: İlknur Tatar Kırılmış
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:20. yüzyılın önde gelen Rus edebiyat kuramcılarından Mihail Bahtin'in diyaloji kuramı, sanat eserini ve sosyal hayatı açıklamada dilin çift sesli oluşuna ve egemen bir yargı içermeyişine vurgusuyla öne çıkar. Bahtin'in, özellikle Dostoyevski'nin eserleri üzerinden ortaya koyduğu diyalojik görüşleri, özgün bir dil ve dünya yorumuna dayanır. Diyalojik yöntemle eserlerini kaleme alan yazarlardan biri de Türk edebiyatında modern hikâye türünün kurucu isimlerinden biri olan Samipaşazade Sezai'dir. Türk edebiyatının Batılı tür ve yazarlarla tanıştığı döneme ait bir yazarın hikâyelerini, modern edebiyat kuramlarından diyaloji eşliğinde incelemenin imkân ve gerekliliği göz ardı edilemez. Bu çalışmayla, önce diyaloji kuramının genel çizgilerle ortaya konulması ardından Samipaşazade Sezai'nin Küçük Şeyler ve Rumuzü'l-Edep eserleri ile diğer hikâyelerinin, diyalojik yönden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, giriş ve sonuç hariç iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Bahtin'in kuramsal anlayışını bütüncül olarak oluşturan diyaloji, polifoni ve heteroglossia kavramlarına yer verilmiştir. Bu bölümde, diyalojinin dil ve edebiyat kuramı olmasının yanında, felsefi temellerine de kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde Küçük Şeyler ve Rumuzü'l-Edep'te yer alan hikâyeler ile diğer hikâyeleri; diyaloji, polifoni ve heteroglossia'ya uygunluk bağlamında metin odaklı okuma yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, Samipaşazade Sezai'nin hikâyelerinin, özellikle kahramanların çift sesli dil kullanımları, öz bilinç sahibi olmaları, yazar ile kahraman arasındaki mesafenin korunması, anlatımda farklı söylemlerin egemen tek bir söyleme dönüşmemesi ve farklı bakış açılarına yer verilmesi dolayısıyla diyalojik dil ve anlatıma sahip hikâyeler oldukları görülmüştür.