Limon yetiştiriciliği yapılan arazilerin erozyon duyarlılık parametrelerinin belirlenmesi ve konumsal dağılımlarının haritalarının oluşturulması: Mersin-Erdemli örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CİHANGİR SÜRME

Danışman: Orhan Dengiz

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Toprak erozyonu, özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde, verimliliği olumsuz yönde etkileyen ve uzun vadede ekosistem dengesini bozan önemli bir çevresel sorundur. Bu nedenle erozyon riski taşıyan alanlarının belirlenmesi, sürdürülebilir tarım uygulamaları için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Mersin ili Erdemli ilçesinde limon yetiştiriciliği yapılan arazilerin erozyon duyarlılık parametrelerini belirlemeyi ve bu parametrelerin konumsal dağılımlarını haritalamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, toplam azot (N), alınabilir fosfor (Pal), alınabilir potasyum (Kal), tekstür (kil, silt ve kum içeriği), hacim ağırlığı (HA), hidrolik iletkenlik (Hİ), elektriksel iletlenlik (EC), pH, kireç (CaCO3), organik madde (OM), gibi bazı toprak özellikleri ile birlikte strüktür stabilite indeksi (SSİ), dispersiyon oranı (DO), kil oranı (KO), agregat stabilitesi (AS), USLE-K gibi erozyon duyarlılık parametreleri kullanılarak erozyon riski değerlendirilmiştir. Bu parametrelerin konumsal dağılımları, ArcGIS yazılımı ve enterpolasyon yöntemleri ile haritalanmıştır. SSI, KO, AS için IDW, DO için SK, USLE-K için ise OK enterpolasyon yöntemleri en düşük RMSE değerini vermeleri nedeniyle konumsal dağılımları en az hata ile tahmin edilmesinde en uygun modeller olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, toprakların erozyon duyarlılık parametreleri ile toprağın diğer bazı fiziko-kimyasal özellikleri arasındaki ilişkiler de analiz edilmiştir. Toprakların SSI, AS ve OM arasında kuvvetli pozitif yönlü; SSI ve AS ile DO, KO, USLE-K, kum arasında ise negatif yönlü ilişki bulunmuştur. HA, Hİ ve kum içeriği arasında ise pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuçlar, çalışma alanının büyük bir kısmının erozyona karşı duyarlı olduğunu ve özellikle eğimli arazilerde erozyon riskinin yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Bu veriler, erozyonun önlenmesi ve toprak koruma yöntemlerinin (örneğin teraslama, ağaçlandırma ve organik madde takviyesi) hangi bölgelerde uygulanması gerektiğine dair önemli bilgiler sunmaktadır.