REVERSE OMUZ ARTROPLASTİSİ UYGULANAN HASTALARIMIZIN KLİNİK SONUÇLARI İLE RADYOLOJİK PARAMETRELERİN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Tamer Aydın

Danışman: Furkan Erdoğan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET

Amaç: Bu çalışmanın amacı, kliniğimizde reverse omuz artroplastisi (RTSA) uygulanan hastaların klinik ve radyolojik sonuçlarını retrospektif olarak değerlendirmek, farklı endikasyonlara göre fonksiyonel sonuçları karşılaştırmak ve radyografik parametrelerin klinik sonuçlar üzerindeki etkisini incelemektir.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya kliniğimizde RTSA uygulanan 42 hasta dahil edildi. Hastalar ana endikasyona göre dejeneratif (n=23) ve travmatik (n=19) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Klinik değerlendirmede Constant-Murley ve DASH (Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand) skorları kullanılırken, hareket açıklığı parametreleri olarak fleksiyon, abduksiyon, eksternal rotasyon ve internal rotasyon ölçüldü. Radyolojik değerlendirmede skapular notching (Sirveaux sınıflaması), glenosfer tilt açısı, glenosfer overhang, lateralizasyon açısı (LSA) ve distalizasyon açısı (DSA) incelendi. Veriler Spearman korelasyon analizi ve Mann-Whitney U testi ile değerlendirildi.

Bulgular: Dejeneratif grupta fleksiyon (97,4°±20,7° vs 76,3°±22,1°; p=0,002) ve abduksiyon (98,3°±19,5° vs 77,4°±18,2°; p=0,001) değerleri travmatik gruba göre anlamlı derecede yüksek bulundu. Buna karşın rotasyonel hareketler ile Constant-Murley (p=0,093) ve DASH (p=0,081) skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Skapular notching oranı %57,2 olup, notching varlığı daha düşük fleksiyon (p=0,025) ve abduksiyon (p=0,032) değerleriyle ilişkiliydi. Tilt kategorisi ile notching derecesi arasında güçlü negatif korelasyon bulundu (r=-0,584; p<0,001); ≥5° inferior tilt grubunda notching oranı belirgin olarak daha düşük (%30 vs %81,8) olup ileri derece notching (Grade 3–4) izlenmedi. LSA ile fleksiyon (r=0,340; p=0,028), abduksiyon (r=0,419; p=0,006) ve Constant-Murley skoru (r=0,305; p=0,049) arasında pozitif korelasyon saptanırken, notching derecesi ile Constant-Murley skoru arasında negatif korelasyon bulundu (r=-0,403; p=0,008). Toplam komplikasyon oranı %21,43 olup, en sık komplikasyonlar glenoid gevşemesi (%7,1) ve dislokasyon (%4,8) olarak belirlendi.

Sonuç: RTSA sonrasında dejeneratif endikasyonlu hastalarda elevasyon hareketleri travmatik gruba göre daha iyi olsa da, uzun dönem fonksiyonel sonuçlar her iki grupta benzer düzeye ulaşmaktadır. İnferior glenosfer tiltinin daha düşük notching oranları ve daha iyi elevasyon hareketleriyle ilişkili olduğu, artan lateralizasyonun ise hareket açıklığını ve fonksiyonel sonuçları iyileştirirken notching riskini azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle optimal klinik ve radyolojik sonuçların elde edilmesinde özellikle inferior tilt ve yeterli lateralizasyon sağlayan uygun glenosfer pozisyonlaması kritik öneme sahiptir.