Bipolar afektif bozukluk tanısı olan ve bipolar bozukluk için yüksek riskli gruptaki ergenlerin nöropsikolojik özellikleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİH NURİ KARAKURT

Danışman: Koray Mehmet Zeynel Karabekiroğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bipolar Afektif Bozukluk (BAB) ile ilgili olarak ailesel geçiş ve bozuklukla ilişkili özgül nöropsikolojik sorunlara yönelik kanıtlar son yıllarda artmaktadır. Bu çalışmanın amacı ergenlik dönemi BAB'deki klinik ve nöropsikolojik özellikleri belirlemek ve ailesel açıdan BAB için yüksek riskli ergenlerin klinik ve nöropsikolojik özelliklerini inceleyerek bu bozukluk için geçerli erken dönem belirteçleri ortaya koymaktır.Yöntem: Çalışmaya yaşları 12-18 arası olan 25 BAB olgusu (hasta grubu), ebeveyni ya da kardeşlerinde BAB tanısı olan ancak kendisinde herhangi bir duygudurum bozukluğu olmayan 25 ergen (riskli grup) ve sağlıklı 25 ergen (kontrol grubu) alınmıştır. Her bir katılımcıya; nöropsikolojik profillerini belirlemek amacı ile Wisconsin Kart Eşleme Testi (WKET), Stroop Testi ve Sürekli Performans Testi (SPT) uygulanmış, klinik ve davranışsal profillerini değerlendirmek için Çocuklar İçin Depresyon Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ), Young Mani Değerlendirme Ölçeği\Ana-Baba formu (YMDÖ-ABF), 11-18 Yaş Gençler için Kendini Değerlendirme Formu (GKDF) ve Conner's Ana\Baba Derecelendirme Ölçeği (CADÖ-48) verilmiştir.Bulgular: Çalışmamızdaki WKET, Stroop Testi ve SPT sonuçları ışığında BAB olan ergenlerin sağlıklı kontrollere göre yürütücü işlevler ve dikkat fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı daha kötü performans gösterdiği saptanırken, BAB için ailesel risk taşıyan ergenlerde herhangi bir fark saptanmamıştır. Bunun yanında hem BAB olan ergenler hem de BAB için riskli ergenler sağlıklı kontrollere göre daha fazla klinik ve davranışsal sorun bildirmişlerdir.Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda BAB için risk taşıyan ergenlerde davranışsal ve klinik sorun alanlarının aksine dikkat ve yürütücü fonksiyonlarında bozulma gösterilmemiştir. Bulgularımız özellikle hastalığın kendisinin dikkat ve yürütücü fonksiyonları bozduğu, ailesel olarak BAB için riskli olma ile bazı davranışsal sorunların ilişkili olduğu görülmesine karşın dikkat ve yürütücü fonksiyonlarla ilişki olmadığını göstermiştir. Geniş katılımcı sayısı ve nöropsikolojik test profilleri ile yapılacak takip ve görüntüleme çalışmaları, BAB için genetik risk taşıyan bireylerin nöropsikolojik profillerini daha iyi ortaya koyarken biyolojik ve psikometrik bozulmanın nerede ve nasıl başladığı ile ilgili daha açıklayıcı bilgiler sunacaktır.