Doğumun zamanlaması ile uterin natural killer hücrelerinin ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESER MAZI

Danışman: Alişan Yıldıran

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Prematürite, infant morbiditesi ve mortalitesinin en önemli nedenidir ve gittikçe artmaktadır. WHO'nun 2012 yılında 184 ülkede yayınladığı prematür doğum global raporuna göre , prematürite oranları %5-18 arasındadır. Ülkemizde 2010 yılında canlı doğum sayısı 1.298.000, prematür doğum oranı ise %11.9'du. Prematür doğum ve ona bağlı mortalite ve morbiditeyi azaltmak amacıyla, doğum zamanlaması ve oluş mekanizması anlaşılmalıdır. Gebeliğin devamını CD94+NK hücrelerin (uNK) desidual CD94/NKG2A (inhibitör) olanların sağladığı bilinmektedir. Bu çalışmada, her üç doğum şeklindeki plasentanın desidual dokusunda, inhibitör uNK (CD94+/NKG2A) hücrelerinin flovsitometri ve immünohistokimya ile 'desidual uNK hücre yüzdesi=C/S doğum > normal doğum > preeklamptik doğum' şeklinde kurulan hipotez değerlendirildi. Çalışmaya; 21'i sezaryan, 16'sı normal ve 11'i preeklamptik olmak üzere toplam 48 plasenta dahil edildi. Boyaların son kullanma tarihi geçtiğinden preeklamptik doğumlar 11 ile sınırlandırıldı. Plasental doku solüsyon haline getirildikten sonra CD56+CD159a+ (NKG2A) yüzdesi flovsitometri ile belirlendi. İmmünohistokimya ile cm2 başına inhibitör uNK hücreleri CD94 (NKG2A) ile boyanmanın ardından fiziksel disektör ile sayıldı. Hipotezimizde önerildiği gibi immünohistokimya ile elde edilen inhibitör CD94+(NKG2A) hücre sayıları, üç grupta istatistiki olarak farklıydı ( C/S > Normal > preeklamptik doğum). Flovsitometrik yöntem ile ise CD159a(NKG2A) dışında CD45+,CD56, CD56+CD159a hücre yüzdeleri arasında istatistiksel bir farklılık yoktu. Sonuç olarak gebeliğin devamını sağladığı bilinen uNK hücrelerinin; doğum eyleminin olmadığı C/S doğumda en yüksek, normal doğumda daha düşük, gebeliğin kendiliğinden sonlandığı gebeliğin devam ettirilemediği preeklamptik doğumda ise en düşük bulundu. Flovsitometrik bulgulardaki uyumsuzluk plasental solusyonun hazırlanmasındaki zorluklar, villüs hacimlerindeki ve debris'den ayırt edilen hücre sayılarındaki farklara bağlı olabilir.