Kum zeminlerin davranışı için hipoplastisiteye dayalı bünye modellemesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUZAFFER KEREM ERTEK
Danışman: Gökhan Demir
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Nispeten yeni bir teori sayılabilecek hipoplastisite, zeminin belirgin davranış özelliklerini ifade etmede yenilme yüzeyi, akma kuralı, plastik potansiyel, elastik ve plastik kısımlara ayırma gibi ilave kavramlara başvuran plastisite teorisine bir alternatif olarak geliştirilmiştir. Hipoplastik bünye modelleri, nonlineerite, yenilme ve hacimsel genişleme gibi olguları ifade etmede başarılıdır. Bu çalışmanın amacı, kum zeminlerin davranışı için temsil teoreminden yararlanılarak temel bir hipoplastik bünye modeli oluşturmak ve boşluk oranını durum değişkeni olarak dikkate alıp temel kritik durum modeli ortaya koymaktır. Kum zeminlerin, deneylerden elde edilen ve bünye modellemesinde dikkate alınması gereken davranış özellikleri üzerinde durulmuştur. Orantılı izler, barotropi, piknotropi, kritik durum ve boşaltmadaki davranış deneysel veriler üzerinden özetlenerek açıklanmıştır. Hipoplastisite dışındaki bünye teorileri kısaca ele alınarak tepki zarfları açısından değerlendirilmiştir. Karlsruhe ekolü özelinde hipoplastisite teorisi literatürü verilmiş ve sonrasında temel bir hipoplastik bünye denklemi önerilmiştir. Temel hipoplastik modelin performansı, deneysel veriler üzerinden değerlendirilmiş ve nonlineerite, yenilme ve hacimsel genişleme gibi belirgin davranış özelliklerini ifade edebildiği belirlenmiştir. Kritik durum ve şekil değiştirme yumuşaması/pekleşmesi olgularının benzetimi için boşluk oranının durum değişkeni olarak modele dahil edilmesi ile kritik durum modeli önerilmiştir. Model performansı deneysel veriler üzerinden değerlendirilmiştir. Modelin, farklı yoğunluk ve gerilme düzeyleri için gerilme-şekil değiştirme ilişkisini başarıyla ifade edebildiği ama, hacimsel şekil değiştirme-eksenel şekil değiştirme ilişkinde daha iyi bir uyum yakalanması için bu başarıdan bir miktar ödün verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Modelin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalar üzerinde durulmuştur.