Kant'ta kültür kavramı bağlamında hukuk ile ahlak ilişkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUHAMMET EMİN ERDEMLİ
Danışman: Nil Avcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, Immanuel Kant'ın felsefesinde kültür kavramı bağlamında hukuk ile ahlak ilişkisini sunmayı amaçlamaktadır. Doğanın nihai amacı olan kültür, yetilerin geliştirilmesi ile insan doğasının mükemmelleşmesini hedefler. Kültür, eğilimlerin etkisinde olan insandan ahlak yasaları altındaki insana yani doğadan ahlaka (özgürlüğe) ilerlemeyi sağlayan köprüdür. Ahlak yasaları altındaki insan ise yaratılışın nihai amacıdır. Yaratılışın nihai amacına ulaşabilmek; yani, ahlakileşebilmek için kültürleşme ödevinin yerine getirilmesi gerekir. Kültürleşme ödevi doğrultusunda ahlaki ilerleme adımlarının atılabilmesi için ise öncelikle doğa durumundan çıkılmak zorundadır. Bunun için doğa, marifetleri ile terbiye (disiplin) kültürünü edindirdiği tarihsel öznenin önüne, adil bir vatandaşlık anayasası kurma problemini koyar. Bu problem, hukuki-sivil duruma geçme ödevine işaret eder. Mülkiyet ve kökensel sözleşme idesi temelinde, cumhuriyetçi anayasa ile biçimlendirilmiş hukuk devleti kurulur. Hukuk devletinin üyesi olarak özneler, eğitim sanatı, yönetim sanatı ve güzel sanat ile kültürleşirler. Bu sanatlar beceri kültürünün, medeni kültürün ve ahlaki kültürün edinimine katkı sağlarlar. Ancak ulusal devlet içinde erişilen bu kültür seviyesi ahlakileşmek için yeterli değildir. Ahlaki ilerleme adımlarına devam edebilmek için uluslararası savaş durumundan çıkılması gerekir. Bu aşamada tekrar marifetleri ile insan türünü disipline eden doğanın işaret ettiği ödev, yeni bir boyut kazanır: Eksiksiz bir vatandaşlık anayasası için yasalara dayalı uluslararası ilişkiler kurulmalıdır. Eksiksiz bir vatandaşlık anayasası, en yüksek politik iyi olarak ebedi barışa ulaşmayı hedefler. Ebedi barış, hukuk sisteminin ahlaki bir bütüne dönüşmesi anlamına gelir. Bu nedenle ebedi barışın gerçekleşmesi için ahlakileşmek gerekir. Kültür kavramı bağlamında insan yaşamını ahlaklı kılabilmenin aracı olarak ele alınan hukuk, ahlaki bir bütüne dönüşebilmek için ahlaka ihtiyaç duyar. Hukuk ile ahlakın bu ilişkisi, kültürleşme ödevi doğrultusunda ahlakileşmenin gerçekleşmesini değil, ahlakileşmek için sürekli çabayı ve bu çabaya dair umut taşımayı vaat eder.