Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUSUF CAN TOPSAKAL
Danışman: Ali Suat Gözcü
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Bu tezin amacı Leibniz’in metafiziğini ve teolojisini ön planda tutan, özellikle
yeter neden ilkesi ve en iyi ilkesi ışığında ayırtedilemezlerin özdeşliği ilkesinin tutarlı
bir versiyonunu ortaya koymaktır. Ayırtedilemezlerin özdeşliği ilkesi, Leibniz
tarafından, metafiziksel olarak benzer niteliklere sahip iki varlığın olamayacağını
temellendirmek için öne sürülmüştür. Leibniz, ayırtedilemezlerin özdeşliği ilkesini,
geç dönem eserleride Tanrı’nın doğasından türetmiştir. Buna göre Tanrı, en iyi ilkesi
doğrultusunda eylemde bulunduğu için olanaklı dünyaların en iyisini yaratmıştır. Bu
dünya, iyiliğin yanında düzeni, anlaşılabilirliği ve maksimum miktarda çeşitliliği de
gerektirir. Bu nedenle Tanrı, yeter neden ve ayırtedilemezlerin özdeşliği ilkesinin
doğru olduğu bir dünyayı varlığa getirmiştir. Bunlar göz önüne alındığında Leibniz,
birbirine benzer iki varlığı yaratması için, Tanrı’nın bir gerekçesi olamayacağı
sonucuna varmıştır.
Bu tutarlılığı göz önünde bulunarak, tezde Leibniz’in metafiziğinde Tanrı’nın
sözde bir rolü olmadığını gösteren sonuçlar ortaya konulmaktadır. Buna göre tezde,
ilkin, Leibniz’in monadlar öğretisi, doğrudan Tanrı’nın aktifliğinin temel olduğu bir
metafiziksel sistem olduğu, daha sonra yeter neden ilkesinin, doğrudan Tanrı’nın
iradesini betimleyen bir ilke olduğu açıklanmaktadır. Mantıksal, nedensel ve
metafiziksel açıdan temellendirilen bu yeter neden ilkesi, Leibniz’in metafiziğinde
aynı dünyaya üç farklı yönden işaret eden, birbirlerine indirgenemez bir yapıdadır. Son
olarak, tezde, Leibniz'in ilişkisel uzay-zaman görüşünün ayırtedilemezlerin özdeşliği
ve yeter neden ilkelerinden türetildiği yönündeki görüşü üzerine durulmaktadır.