Spinoza'nın Etik ve Politik Kuramında Duyguların Rolü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE UZUN

Danışman: Nil Avcı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı Spinoza'nın duygulara dair düşüncelerini çözümlemek ve duygu kavramının Spinoza'nın felsefesinde, özellikle etik ve politik kuramında, sarsılmaz bir yeri olduğunu ortaya koymaktır. Çalışma Ethica, Teolojik Politik İnceleme (Tractatus Theologico-Politicus) ve Politik İnceleme (Tractatus Politicus) adlı eserlerin çözümlenmesi ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde duyguların felsefe tarihinde 17. yüzyıla kadar nasıl anlaşıldığı kısaca özetlenmiştir. Spinoza'nın duygu kuramının farkı, onun rasyonalist bir filozof olmasına rağmen duyguları akıldışı olarak değerlendirmeyip etik ve politik alanın bütünüyle duygulardan arındırılması gerektiğini savunmamasıdır. Spinoza duyguları bedenin etki gücünü arttıran ya da azaltan, etkinliğine yardım eden ya da onu engelleyen farklı halleri ve bu hallerin fikirleri olarak tanımlar. Bu tanımdan yola çıkarak, çalışmada duyguların sadece öznel psikolojik durumlar olmadığı, onların ahlaki yaşayışı ve politik yapıyı kurucu ve dönüştürücü nitelikte deneyimler oldukları gösterilecektir. Bu amaç doğrultusunda önce Spinoza'nın varlık kuramı ve bilgi kuramı izah edilecektir. Spinoza'nın varlık kuramı incelenirken özellikle conatus ilkesi ve bu ilkenin arzu ile ilgisi vurgulanacaktır. Daha sonra Spinoza'nın duygu kuramı, onun etkin ve edilgin duygu ayrımı çerçevesinde detaylıca göz önüne serilecektir. Etkin ve edilgin duygularla conatusun ve bilgi türlerinin bağı kurulacaktır. Çalışmanın devamında bu bölümler temelinde Spinoza'nın ahlak öğretisi ve devlet anlayışı çözümlenecek ve duyguların etik ve politik düzeni kapsayan pratik alanda edimlerimizi belirlemedeki rolü gösterilecektir. Spinoza'ya göre insanı, insanın diğerleriyle ilişkilerini, insanın evrendeki yerini, insanın Tanrı'yla ilişkisini anlamak ve insanın tüm koşullarını iyileştirmek duyguların çözümlenmesinden ve anlaşılmasından geçmektedir. Sonuç olarak Spinoza için önemli olan insanın aklın ışığında edilgin duygularını etkin duygulara dönüştürebilmesi, conatus ilkesi gereğince kendini daha etkin ve yetkin kılabilmesi ve böylece yaşamı iyiye doğru yönlendirebilmesidir.