Sürgün edebiyatı çerçevesinde Ziyâ Paşa'nın eserleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OLCAY KÖYBAŞI
Danışman: İlknur Tatar Kırılmış
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sürgün, insanın yaratılmasından itibaren toplum düzenini sağlamak için uygulanan bir cezadır. Bu ceza, gönüllü ve zorunlu olarak ikiye ayrılır. Gönüllü sürgünde kişi, kendi isteğiyle bulunduğu yerden veya toplumdan uzaklaşır. Zorunlu sürgünde ise ceza, hükümet tarafından uygulanır. Bu cezadan toplumun her kesimi nasibini aldığı gibi şairler de zaman zaman etkilenir. Bu cezadan etkilenen şairlerden biri de Ziyâ Paşa'dır. Tanzimat Dönemi şairi olan Ziyâ Paşa yazdığı kasidelerle Mabeyn-i Hümâyûn'a girerek saray ehlinden olur. Fakat Sadrazam Âlî Paşa, onu siyasi bir rakip olarak görür ve İstanbul'dan uzaklaştırır. Ziyâ Paşa, sırasıyla Kıbrıs, Amasya ve Samsun-Canik'e gönderilir. Şair, buralarda çok sıkıntı çeker ve devlet onu çoğunlukla desteksiz bırakır. İstanbul'a döndükten sonra Âlî Paşa, tarafından tekrar Kıbrıs'a gönderilmek istenir. Fakat Ziyâ Paşa, buraya gitmenin ölüme gitmek olduğunu düşünerek Avrupa'ya firar eder. Yani zorunlu sürgün olacakken gönüllü sürgün olur. Fakat onun bu sürgünü zorlukları da içerisinde barındırır. Şair, bu zorluklar içerisinde beraber Zafernâme, Rüyâ, Arz-ı Hâl, "Şiir ve İnşâ", Verâset-i Seniyye Mektupları gibi önemli eserlerini bu sürgünde kaleme alır. Bu çalışmada Ziyâ Paşa'nın eserleri biyografik okuma yöntemiyle sürgün bağlamında ele alınmaktadır. Şairin yazdığı eserler; sürgün öncesi, sürgün ve sürgün sonrası olarak sınıflandırılmış; böylelikle şairin eserlerinde sürgünlüğünün etkisi araştırılmıştır. İnceleme sonucunda Ziyâ Paşa'nın sürgün öncesinde toplumsal konulara fazla değinmediği görülmüştür. Yurt içi sürgününden sonra toplumsal konulara sert bir üsluptan kaçınarak değinmeye başlayan şair, yurt dışı sürgününde ise kişisel husumetinin de etkisiyle Âlî Paşa'yı ve hükümeti sert bir biçimde eleştirir, Osmanlı Devleti'nin kötü gidişatından Âlî Paşa'yı sorumlu tutar. Âlî Paşa vefat ettikten sonra ülkeye dönen Ziyâ Paşa; sürgündeki tavırlarından, yoğun toplumsal ve siyasal eleştirilerden vazgeçer ve birkaç örnek hariç eleştirilerini sonlandırır. Sonuç olarak şair, sürgünün verdiği rahatlık ve Âlî Paşa'ya olan düşmanlığıyla sert eleştirilerde bulunur. Fakat sürgün öncesi ve sürgün sonrasında böyle bir duruma rastlanmaz