2007-2017 arası Türk romanında Mevlȃna ve Mevlevilik
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİBEL PİLAVOĞLU
Danışman: İlknur Tatar Kırılmış
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Modernizmin temel edebî türü kabul edilen romanın diğer türlere nazaran sıra dışı yükselmesi, birçok yazarın bu sahada var olma arzusunu doğurmuştur. Hayatın tüm alanlarıyla ilişkili olması, farklı disiplinlerdeki konuları da bünyesine taşımasına sebep olmuştur. Bu yüzden bazı yazarlar, tarihin sunduğu hazır malzemeyi kullanmak istemişler ve edebî eserlerinde tarihî şahsiyetlere yer vermişlerdir. Bu şahsiyetlerden biri, hem İslâm hem de Batı dünyasını kendisine hayran bırakmış bir mutasavvıf olan Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'dir. Tasavvuf dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Mevlâna; şahsiyeti, eserleri ve öğretileriyle Türk edebiyatının kurmaca dünyasına girmiştir. Mevlâna'nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled tarafından sistemli bir hâle getirilen Mevlevilik de bütün insanlığı kucaklayıcı tavrı ve devrin büyük sanatçılarını yetiştirmesi yönüyle edebiyatçıların dikkatini çeken bir tarikat özelliği gösterir. Mevlâna ve Mevleviliğin popüler bir duruma gelmesi, edebî sahada romancıların dikkatinden kaçmamış, Mevlâna ve Mevlevilikle ilgili romanların yazımında, özellikle 2007 yılından sonra artış görülmüştür. Bu artışın sebebi, UNESCO'nun 2007 yılını "Mevlâna Yılı" ilan etmesine bağlanabilir. Böylece bütün dünyada Mevlâna'ya olan ilgi artmış, Mevlâna'nın hayatını ele alan romanlar piyasaya sürülmüştür. Bu popülerlikten yararlanmak isteyen yayınevleri de daha önce yayımladıkları romanlarının yeni baskılarını bu dönemde yeniden yapmışlardır. Bu çalışmada, tarihî bir şahsiyet olan Mevlâna ve onun felsefesi olan Mevleviliğin 2007-2017 yılları arasında Türk romanında ele alınış şekli değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde, Mevlâna'nın bazı romanlarda kurmaca dünyaya yerleştirilerek yeni bir kimlik kazandığı; bazı romanlarda ise biyografik gerçekliğe yakın bir çizgide kaleme alındığı sonucuna ulaşılmıştır.