Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1994
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET UZUN
Danışman: Sait Bilgiç
Özet:
YENİDO?ANDA PLEXUS BRACHIALIS'İN OLUŞUMU, DALLANMASI, VARYASYONLARI VE KLİNİK ÖNEMİ ÜZERİNE MORFOMETRİK ÇALIŞMA ÖZET Bu çalışma 65 yenidoğan kadavrasına ait ( 34 erkek, 31 dişi ) toplam 130 plexus brachialis'de gerçekleştirildi. Diseksiyonların tamamı iki taraflı ve stereomikroskop altında yapıldı. Diseksiyonlar esnasında normal ve varyasyon gösteren plexus brachialis'lerin fotoğrafları çekilip, daha sonra şematik çizimleri yapıldı. Plexus brachialis oluşumuna katılan her bir elemanın uzunluk ve kalınlığı 8 x 0.6 büyütmeli stereomikroskop altında ölçüldü. Morfometrik ölçümler iki eş arasındaki farkın önemlilik testi ile karşılaştırıldı. Bu çalışmada 40 (% 30.77) plexus brachialis'de C4'den C5 'e bağlantı tespit edildi. 90 pleksusda (% 69.23) böyle bir bağlantı görülmedi. Bunun dışında pleksus oluşumuna katılan elemanların birleşme veya ayrılmaları ile ilgili karşılaşılan varyasyonlar aşağıdaki gibidir : Dört pleksusda (% 3.07) servikal yedinci spinal sinirin ön dalından fas ciculus lateralis oluşumuna katılım olmadığı görüldü. Aynı pleksuslarda karşılaşılan diğer bir varyasyon n. medianus oluşumu ile ilgiliydi. Buna göre n. medianus fasciculus lateralis'ten gelen iki ayrı lateral kök, truncus medius'un di vision ventralis'i ve fasciculus medialis'ten gelen radix medialis nervi mediani'ninbirleşmesi sonucu oluşmuştu. Ondört pleksusda (% 10.76) truncus medius'un division ventraiis'inden n. medianus'un radix medialis nervi mediani'sine katılım olduğu tespit edildi. Karşılaşılan diğer bir varyasyon şekli iki pleksusda (% 1.54) truncus medius'un division dorsalis'inden fasciculus medialis'e bir bağlantının olmasıydı. Pleksus uzunluk ve kalınlıklarının hem cinsiyet hemde sağ - sol bakımından istatistiksel olarak farklı olmadığı görüldü. Bu sonuçlar, pleksus oluşumundaki varyasyonların cinsiyet veya taraflardan etkilenmediğini göstermektedir. Bu bulguların yenidoğan klinik pratiğine yararlı olabileceği düşüncesin deyiz.