Anadolu-T Etlik Piliç Baba Hattında Yemden Yararlanma Oranı İçin Farklı Seleksiyon Stratejilerinin Etkinliğinin Karşılaştırılması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Zootekni Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMRAH OĞUZHAN
Danışman: Musa Sarıca
Özet:
Emrah
OĞUZHAN
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Danışman:
İkinci Danışman: Prof. Dr. Hasan ELEROĞLU
Bu çalışmada, ANADOLU-T B2 saf hattı ebeveynlerinde farklı
seleksiyon yöntemlerinin (21-35, 35-49, 49-63 günlük dönemler) iki generasyon
(G1 ve G2) boyunca canlı ağırlık, yemden yararlanma oranı (YYO), üreme
performansı ve karkas özellikleri üzerindeki etkileri karşılaştırılmış; ayrıca
genetik parametreler (kalıtım derecesi) belirlenmiştir. B2 hattı dişi ve erkek
ebeveynlerinde, erken dönemde (21-35 gün) uygulanan seleksiyonun canlı ağırlık
artışı ve YYO üzerinde önemli olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Özellikle
G2 dişilerinde, 0-21 gün arasında %34.6'lık bir ağırlık avantajı gözlenirken,
YYO'da G2'nin G1'e kıyasla %32.4 daha verimli olduğu tespit edilmiştir. Ancak,
21. günden itibaren uygulanan kısıtlı yemleme programı nedeniyle generasyonlar
arası farkların 63. günde ortadan kalktığı görülmüştür. Üreme performansında
ise yüksek canlı ağırlık seleksiyonunun bir sonucu olarak 40. hafta kümülatif
yumurta veriminde düşüş (61 → 54 adet) kaydedilmiştir.
Genetik parametre analizleri, erken dönem özelliklerinin
(21-35 gün) yüksek kalıtım derecesine (h²=0.51±0.05) sahip olduğunu, ancak yaş
ilerledikçe bu değerin azaldığını göstermiştir. Döllerde yapılan etlik piliç
performans testlerinde, erkeklerin dişilere göre daha yüksek karkas verimi
sergilediği, buna karşın dişilerde abdominal yağ birikiminin daha fazla olduğu
belirlenmiştir. Yemden yararlanma oranına ait kalıtım derecelerinin yaşla
birlikte düşmesi, erken dönem seleksiyonunun daha etkili olabileceğini
düşündürmektedir.
Sonuç olarak, ANADOLU-T B2 hattında erken dönem
seleksiyonunun önceliklendirilmesi, canlı ağırlık ve YYO'nun ıslah programının
ana kriterleri olarak kullanılması önerilmektedir. Ayrıca, yumurta verimi ile
canlı ağırlık arasındaki negatif ilişki dikkate alınarak dengeli bir
seleksiyon stratejisi benimsenmeli ve genomik seleksiyon gibi modern
yöntemlerle genetik ilerleme desteklenmelidir. Bu yaklaşım, hem verimliliği
artıracak hem de sürdürülebilir bir ıslah programının temelini oluşturacaktır.
ABSTRACT
COMPARİSON OF THE EFFİCİENCY
OF DİFFERENT SELECTİON STRATEGİES FOR FEED CONVERSİON RATİO İN ANADOLU-T
BROİLER MALE LİNE
Emrah
OĞUZHAN
Ondokuz Mayıs University
Institute of Graduate Studies
Department of Animal Science Programme
Supervisor:
Second Supervisor: Prof. Dr. Hasan ELEROĞLU
In this study, the effects of different selection methods
(21-35, 35-49, and 49-63-day periods) on body weight, feed conversion ratio
(FCR), reproductive performance, and carcass traits were compared over two
generations (G1 and G2) in the ANADOLU-T B2 pure line parents, and genetic
parameters (heritability) were determined. In the B2 line female and male
parents, early-stage selection (21-35 days) was found to have significant
positive effects on live weight gain and FCR. Particularly in G2 females, a
34.6% weight advantage was observed between 0-21 days, while FCR was 32.4%
more efficient in G2 compared to G1. However, due to the restricted feeding
program implemented from the 21st day onward, the intergenerational
differences disappeared by the 63rd day. In terms of reproductive performance,
as a result of high live weight selection, a decline in cumulative egg
production by the 40th week (61 → 54 eggs) was recorded.
Genetic parameter analyses revealed that early-stage traits
(21-35 days) had high heritability (h²=0.51±0.05), but this value decreased
with advancing age. In broiler performance tests conducted on offspring, males
exhibited higher carcass yield than females, whereas females had greater abdominal
fat deposition. The decrease in heritability estimates for feed conversion
ratio with age suggests that early-stage selection may be more effective.
In conclusion, prioritizing early-stage selection in the
ANADOLU-T B2 line and using body weight and FCR as the main criteria in the
breeding program are recommended. Additionally, a balanced selection strategy
should be adopted, considering the negative correlation between egg production
and body weight, and genetic progress should be enhanced using modern methods
such as genomic selection. This approach will both improve efficiency and form
the foundation of a sustainable breeding program.