Murray Bookchın'de postmodernizmin çevre felsefesine etkileri ve eleştirisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE NUR GÜNDOĞDU

Danışman: Hasan Aydın

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Doğa, bütün varlıklar için bir evi temsil etmektedir. Özellikle toplumsal anlayışlar incelendiğinde insanların doğayı bir ana figürü olarak resmettiği de görülmektedir. Her ne kadar doğa bir ev olarak insan yaşamını şekillendirse de bu etki tek taraflı olmamış, insan da doğayı değiştirerek onun şekillendirmiş ve yeri geldiğinde tahrip etmiştir. Bu anlamda insanlık tarihi boyunca doğa ile insan arasında karşılıklı bir etkileşim söz konusu olmuştur. Bu etkileşimler tarihini özellikle sanayi devrimi öncesi ve sonrası olarak ayırmak mümkündür. Bu etkileşimler sonucu birçok düşünür insan ve doğa ilişkisi üzerine çeşitli paradigmalar oluşturmuş ve pek çok toplumsal hareket meydana gelmiştir. Bu bağlamda benimsenen paradigmaları incelemek ve tartışmak insan-doğa ilişkisinde insanın tarih boyunca hangi noktalarda durduğunu, hangi problemlere cevap aradığını ve sunduğu çözümleri anlamayı sağlayacaktır. İnsan-doğa ilişkisine dair oluşturulan paradigmalardan birisi de Murray Bookchin'in toplumsal ekoloji kuramıdır. Çalışmada Bookchin'in toplumsal ekoloji kuramından hareketle postmodern çevre felsefesi üzerine bir araştırma yürütülmüştür. Postmodern dönemde yaşayan ancak kendisi postmodern olmayan Bookchin'in toplumsal ekoloji kuramı, hiyerarşi, tahakküm, diyalektik doğalcılık, özgürlük, doğa ve evrim kavramları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu bağlamda Bookchin'in ideal toplum-doğa ve insan tasavvuru, bulunduğumuz dönem içerisinde bize sunulan bir reçete olarak görülebilir. Bookchin, hiyerarşik yapıların doğa üzerinde dengesizlikler yarattığını öne sürmüş ve postmodern dönem çevre felsefesi alanında tartışmalara yol açmıştır. Ayrıca, özgürlük ve yaratıcılık gibi kavramlara eğilerek, doğal dünyanın gelişimsel yapısından hareketle bir ekolojik etik inşa etmeye çalışmıştır. Bu amaçla değerleri doğal evrim bağlamında açıklamış, natüralist bir karakter taşıyan etik anlayışında hiyerarşik düzene dayanan toplumsal yapıya karşı çıkmış ve bireycilik karşıtı olan sosyobiyolojik yaklaşımlardan da uzaklaşmıştır. Bookchin'e göre, bugünün dünyasının çevre krizi, insanın doğa üzerinde kurduğu tahakküm ile insanın insan üzerinde kurduğu tahakküm arasındaki bağlantıyı yansıtmaktadır. Nitekim hiyerarşi yalnızca toplumsal hayatta var olmaktan çıkarak aynı zamanda doğaya da sirayet eden ve onu aşındıran bir psikolojik yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bookchin, güç ve özerkliği bireye devrederek hiyerarşi yerine işbirliğini koymuş ve bir tür eko-anarşizm üretmiştir. Sonuç olarak Bookchin'in toplum, insan ve düzen konularında postmodernlerden ve ortodoks Marksizmden ayrılarak kendi paradigmasını inşa ettiği ancak bu paradigmayı kurarken de Hegel'den, Marxtan -ikisinden de çeşitli hususlarda ayrılmakla beraber-, Weber'den ve Anarşistlerden etkilendiği görülmüştür.