Küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında likit biyopsi yöntemi ile 19 gende (AKT1, ALK, BRAF, DDR2, EGFR, ERBB2, ESR1, FGFR1, KIT, KRAS, MAP2K1, MET, NRAS, NTRK1, PDGFRA, PIK3CA, PTEN, RICTOR, ROS1 somatik mutasyonların taranması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÇAĞRI DOĞAN
Danışman: Ümmet Abur
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışmada küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) hastalarında likit biyopsi yöntemi ile gözlenen mutasyonların sıklık ve dağılımının belirlenmesi, klinik parametreler ile ilişkisi, tedavi direnci ve sağ kalım açısından öneminin saptanması amaçlandı. HASTALAR VE YÖNTEM: 42 yeni tanı ve 58 progrese/nüks (EGFR mutant veya EGFR vahşi tip) olmak üzere 100 KHDAK hastası çalışmaya dahil edildi. Hastalardan alınan kan numunelerinden cfDNA izolasyonu yapıldı ve yeni nesil dizileme (NGS) platformunda AKT1, ALK, BRAF, DDR2, EGFR, ERBB2, ESR1, FGFR1, KIT, KRAS, MAP2K1, MET, NRAS, NTRK1, PDGFRA, PIK3CA, PTEN, RICTOR, ROS1 genlerindeki hotspot bölge mutasyonları tarandı. BULGULAR: 66 erkek, 34 kadın hasta mevcuttu ve hastaların yaş ortalaması 63.7±9.7 idi. Tüm hastalar evre 4 idi. Multimetastatik hastaların ortalama genel sağ kalım (GSK) süresi, oligometastatik hastaların ortalama GSK süresinden anlamlı kısaydı. Multimetastatik hastalardan elde edilen ortalama cfDNA miktarı, uzak organ metastazı olmayan hastaların ortalama cfDNA miktarından anlamlı fazlaydı. 100 hastanın 25'inde (%25) bir veya birden fazla gende 34 patojenik mutasyon (PM) saptandı. En sık mutasyon saptanan genler EGFR (n=18 PM) (%52,9) iken sonrasında KRAS (n=7 PM (%20,5), PIK3CA 5 PM (%14,5) idi. EGFR geninde en sık saptanan mutasyonlar ekzon 19 delesyonları (%33) ve T790M mutasyonu (%22) idi. Progresyon/nüks gösteren EGFR vahşi tip hastalarda PM saptanan hastaların ortalama GSK PM saptanmayan hastalara göre anlamlı kısa bulundu. TARTIŞMA VE SONUÇ: Çalışmamızda KHDAK oluşumuna ve/veya ilaç direncine yol açan heterojen gen mutasyonlarının saptanmasında NGS temelli likit biyopsi yönteminin avantajlı olduğu görülmüştür. İleri evre hastalarda ki uzak metastazların cfDNA miktarında artışa neden olması likit biyopsi yönteminin gelecekte hasta takibinde kullanılabileceğini düşündürmektedir.