Descartes'da ruh-beden ilişkisi sorunu bağlamında duygular


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SUZAN YILMAZ

Danışman: Hasan Aydın

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Antik Yunan'da insana hâkim olan duyguların (pathos) akıl (logos) karşısında geri plana itilmeye çalışıldığı ya da en azından etik bağlamda akla tabi kılınarak denetlenmesi sorunsalı üzerinde yoğunlaşıldığı görülür. Ancak bu durum, Antik Yunan'da duyguların tümüyle yok sayıldığı anlamına gelmez. Bireysel açıdan itidalli ya da ölçülü olmak koşuluyla duyguların onaylandığı, sevgi gibi bazı duygulara toplumsal işlevler de yüklendiği görülür. Hatta Platon Eros örnekliğinde, aşka epistemik işlevler bile yüklemiştir. Aynı çaba Ortaçağ'da da devam eder; fakat bu sefer, duygular aklın karşısında değil, inancın karşında konumlandırılır. Umut, korku ve sevgi gibi duyguların, dine ve ruhun gelişimine hizmet ettiği sürece olumlandığı, ama bedene hizmet etmeleri ve hazza yönlendirmeleri durumunda yerildiği gözlenir. Bu yüzden Ortaçağ'da, kibir, açgözlülük, şehvet, kıskançlık, oburluk, öfke ve tembellikten oluşan yedi büyük günahtan söz edildiğini belirtmek gerekir. Descartes, duygular sorununda hem Antik Yunan hem de Ortaçağ anlayışından bir parça uzaklaşmaya çalışır. Deyiş yerindeyse o, duygular sorununda epistemik bir kopuş yaratmaya yönelir. O, kendi ikili töz anlayışı ve buna koşut bir biçimde ruh-beden ilişkisi sorunu bağlamında, döneminde yaygın olan bilimsel yaklaşımların da etkisiyle geliştirdiği yeni insan anlayışı temelinde duyguları yeniden ele alır; duyguların fizyolojik temelleri ve işlevleriyle ilgili bir teori ortaya koymayı dener. Ana iddiası, duyguların ruhun edilginlikleri ya da etkilenimleri olduğu şeklindedir. Bu etkilenimi fizyolojik temelleriyle ortaya koymayı deneyen Descartes, ayrıca tüm duyguları, hayret, sevgi, öfke, keder, arzu ve sevinç olmak üzere altı temel duyguya indirger ve onlardan birbirine zıt ve birbirini besleyen bir duygular şeması çıkarsar. Bu şema kapsamında duyguları ayrıntısıyla irdeler. Bununla da kalmaz, duygular konusunda irade eğitimi temelinde etik bir yaklaşım da geliştirir. Onun duygular sorununa yaklaşımı, hem modern felsefenin ayrım noktasına işaret etmesi hem de kendisinden sonraki düşünürleri etkilemesi bakımından oldukça önemlidir. İşte bu tez, Descartes'ın insan anlayışı temelinde duygular konusuna nasıl yaklaştığını, onun önceki düşünce geleneklerinden hangi açılardan koptuğunu ve kendisinden sonraki felsefi geleneği, özellikle duygular örnekliğinde, nasıl etkilediğini göstermeyi hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Descartes, Ruh-Beden İlişkisi, Duygu, Temel Duygular, Akıl ve İrade