Yenidoğan sepsisi geçiren çocuklarda doğum şeklinin atopik hastalık gelişimine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESER AYNACI
Danışman: Alişan Yıldıran
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yakın zamanda yenidoğan döneminde sepsis geçiren çocuklarda Th1/Th2 dengesinin Th1 lehine değiştiği ve allerjik astımın daha az görüldüğü bildirilmiştir. Ancak bu çalışmalarda doğum şekli dikkate alınmamıştır. Doğum şeklinin ise Treg hücreleri etkilediği belirlenmiştir. Bu iki bilginin ışığında, yenidoğan döneminde sepsis geçiren çocuklarda IgE aracılı atopik astımın (ayrıca ikincil hedef olarak, allerjik rinit ve atopik dermatitin), vajinal yol ile doğan çocuklarda daha az görüleceği hipotezinin araştırılması amaçlanmıştır.Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, yenidoğan yoğun bakım ünitesine Ocak 2003-Ocak 2008 tarihleri arasında kabul edilen 5100 hastanın, yenidoğan sepsisi tanısı konulan, miadında doğmuş 105'i arasından 35 (vajinal yolla doğan 15 [SVY grubu], sezaryenle doğan 20 [CS grubu]) çocuğa ve kontrol grubunu oluşturmak üzere onların sağlıklı 40 kardeşine ulaşıldı. Çevresel ve genetik etkilerin en aza ineceği düşüncesi ile kontrol grubu olarak yaşı en yakın kardeş alındı. Kardeşlerin dağılımında da 20'sinin vajinal yolla [KSVY], 20'sinin sezaryenle [KCS] doğmuş olmasına dikkat edildi. Gruplar astım, alerjik rinit, atopik dermatit sıklığı açısından karşılaştırıldı, sepsis ve doğum şeklinin etkisi olup olmadığı rölatif risk ile belirlendi.Tüm çocuklar allerjik hastalıklar yönünden muayene edildi. Uluslararası Çocukluk Çağı Astım ve Allerji Çalışması (ISAAC) sorularının Türkçeye uyarlanmış şekli ailelerle yüz yüze görüşülerek uygulandı. Serum IgE düzeyi, phadiatop düzeyi ve eozinofil sayısına bakıldı.Serum total IgE değeri yüksek olan SVY grubunda 8 (%53), KSVY grubunda 6 (%30); CS grubunda 8 (%40), KCS grubunda 9 (%45); eozinofil değeri yüksek olan SVY grubunda 3 (%20), KSVY grubunda 3 (%15); CS grubunda 3 (%15), KCS grubunda 4 (%20); phadiatopu yüksek olan SVY grubunda 4 (%27), KSVY grubunda 3 (%15); CS grubunda 4 (%20), KCS grubunda 3 (%15) çocuk vardı. Gruplar arasında serum total IgE, eozinofil sayısı ve phadiatop değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu.SVY grubunda 1 (%6), KSVY grubunda 0 (%0), CS grubunda 3 (%15), KCS grubunda 2 (%10) doktor tanılı astımlı; SVY grubunda 0 (%0), KSVY grubunda 0 (%0), CS grubunda 2 (%10), KCS grubunda 1 (%5) doktor tanılı allerjik rinitli; SVY grubunda 1 (%6), KSVY grubunda 0 (%0), CS grubunda 2 (%10), KCS grubunda 2 (%10) doktor tanılı atopik dermatitli; SVY grubunda 0 (%0), KSVY grubunda 0 (%0), CS grubunda 2 (%10), KCS grubunda 1 (%5) çocuk vardı.Bu gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Rölatif risk değerlerine göre; doktor tanılı astım, allerjik rinit, atopik dermatit tanılarında gerek sepsisin gerekse doğum şeklinin etkisi olmadığı belirlendi.Sonuç olarak; yenidoğan döneminde sepsis geçiren çocuklarda IgE aracılı atopik astımın (ayrıca ikincil hedef olarak, allerjik rinit ve atopik dermatitin), vajinal yol ile doğan çocuklarda daha az görüleceği hipotezinin araştırılması amaçlandığı bu araştırmann bulguları gerek doğum şeklinin gerekse de sepsisin atopik hastalık gelişimi üzerine etkisi olmadığı yönündedir.