Oktay Akbal'ın romanlarında eleştirel gerçekçilik
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR ÇAKIR
Danışman: Şeyma Büyükkavas Kuran
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet dönemi yazarlarından biri olan Oktay Akbal'ın romanlarını Eleştirel Gerçekçilik açısından incelemektir. Eleştirel Gerçekçiliği anlamak için öncelikle Marx'ın diyalektik görüşüne değinmek ve ideolojisini açıklamak gerekir. Marksist estetiğin savunucularından George Lukacs'a göre, sanat bir yansıtmadır. Yansıtmayı, gerçekçilik ve doğacılık olmak üzere ikiye ayıran Lukacs, daha sonra gerçekçiliği kendi içinde Toplumsal Gerçekçilik ve Eleştirel Gerçekçilik olmak üzere ikiye ayırır. Toplumcu Gerçekçilikle, Eleştirel Gerçekçiliğin çok farklı olmadığını, ikisinin de Toplumsal Gerçekçiliğin özünü yansıttığını söyler. Bu iki yaklaşımın ayrıldığı nokta ise perspektif sorunudur. Toplumcu Gerçekçiliğin perspektifi, toplumculuğu kurma mücadelesidir. Bu perspektifin biçimi ve özü toplumsal gelişme düzeyine ve konuya göre değişirken önemli olan nokta, Eleştirel Gerçekçilikte olduğu gibi sadece toplumculuğu benimsemekle yetinilmemesidir. Toplumcu Gerçekçi edebiyat en güçlü yanlarını Eleştirel Gerçekçilikten alırken, bu anlayış okuyucunun esere farklı açılardan bakmasını sağlayarak çok çeşitli bir imge dünyası kazandırır. Eleştirel Gerçekçilikte kapitalist güçler düşman görülür ve olumsuzluklar sadece yadsınırken, Toplumcu Gerçekçilikte olumsuzluklar yenilebilir bir nitelikte görülür. Bu araştırmada Oktay Akbal'ın romanları Eleştirel Gerçekçilik kuramı bağlamında değerlendirilmiştir. İlk romanını 1950 yılında yayımlayan yazar romanlarında çocukluk ve gençlik anılarına yer vermiştir. Bireysel konulardan yola çıkarak yazdığı eserlerinde, eleştirel bir bakış açısı yaratmaya çalışmış ve yol göstermek yerine mevcut durumun resmini çizmiştir. Sadece iyi ve güzel olanı değil gündelik hayattaki her şeyi malzeme olarak ele alan Oktay Akbal'da özneden nesneye dönüşememenin azabını yaşayan bireyin varoluş sancıları da vardır. Sosyalizmin başkaldıran tavrı, onun romanlarında yerini anlatma, sezdirme ve gösterme tekniğine bırakmıştır. Sosyalist düşnceyi benimsemiş bir yazar olan Akbal'ın hem sosyalist hem de eleştirel tavrı romanlarında ön plana çıkmış, bu görüşteki diğer sosyalist yazarlardan farklı olarak romanlarında "anarşizm" yerine "pasif direnişi" tercih etmiştir. Sonuç olarak Akbal'ın romanlarında Toplumcu Gerçekçilikten çok Eleştirel Gerçekçiliğin varlığından söz edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Oktay Akbal, Türk Romanı, Realizm, Eleştirel Gerçekçilik, Toplumcu Gerçekçilik.