3',7-dihydroxy-3',4,5-trimethoxyflavanone ve 4,7-didehydroneophysalin b'nin meme kanseri hücre hatları üzerinde etkilerinin moleküler düzeyde araştırılması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖZDE BUYURAN

Danışman: Sezgin Güneş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olan kanser, ölüm nedenleri arasında dünya genelinde ikinci sırada yer almaktadır. Meme kanseri ise dünyada kansere bağlı ölümler arasında birinci, Türkiye'de ise görülme sıklığı açısından kadınlarda birinci sırada yer almaktadır. Meme kanseri için geliştirilmiş tedaviler olmasına rağmen, yaygın metastaz ve yüksek nüks oranları nedeniyle hastaların prognozu hala kötüdür. Meme kanserinin farklı alt tiplerinin varlığı ve mevcut tedavi yöntemlerinin yan etkilerinin olması, ilaç direnci, üçlü negatif meme kanserinin hormon tedavisine yanıt vermemesi araştırmacıları daha az yan etkiye sahip daha etkili tedavi stratejilerine teşvik etmektedir. Doğal bileşikler, meme kanseri ilerlemesi sırasında tümör büyümesini ve hücre invazyonunu hedef alan zengin biyoaktif bileşik kaynaklarıdır ve halihazırda meme kanseri tedavisinde kullanılan terapötik ajanların çoğunluğu doğrudan doğal ürün kaynaklarıdır. Doğal ürünlerden elde edilen alkaloid, steroid, antioksidan, fenolik bileşik, flavonoid yapısındaki ürünler; anjiyogenezi, hücre göçlerini, hücre proliferasyonunu inhibe ederek, apoptozu ve hücre ölümünü indükleyerek ve hücre döngüsünü durdurarak meme kanserini inhibe edici özellikler segilemektedirler. Bu tez çalışmasında, flavonoid ve steroid yapısındaki 400 μM 3',7-Dihydroxy-3',4,5-Trimethoxyflavanone ve 4,7-Didehydroneophysalin B'nin sisplatin dirençli ve duyarlı iki boyutlu (2B) ve üç boyutlu (3B) MDA-MB-231 meme kanseri hücreleri üzerinde sitotoksik etkisinin olduğu, moleküllerin birlikte uygulanmasının meme kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkisini, hücrelerin morfolojik değişikliğini ve çoğalma yeteneklerinin kısıtlanmasını daha fazla arttırdığı gözlemlenmiştir. Yapılan moleküler analizlerde bazı antiapoptotik genlerin baskılandığının gözlenmesi apoptozun indüklenmesine dair bir ipucu niteliği taşımaktadır. Elde edilen bu veriler, dünya genelinde görülme sıklığı ve ölüm oranı en yüksek hastalıklar arasında yer alan meme kanseri tedavisinde tasarlanacak yeni ilaç öncüleri için bir ön çalışma niteliği taşımaktadır.